heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

18 Şubat 2022 Cuma

walter white vs gus fring

better call saul izlerken fark ettim ki breking bad dahil olay bir imparatorluk kurmak isteyen idealist bir kişi ile ona çöken yeni yetme bir kişi arasında mücadeleler var. gus inanılmaz bir sabır ile en sonunda kocaman bir karteli çökertip en tepeye çıkıyor. ama kaybediyor. 

mc gill mücadelesi daha ilginç. james ağbisine hayran bir kişi. onun gibi olmak istiyor. ama kendisinin senelerce uğraşıp başardığı her şeye kardeşinin bir kaç hamle ile ulaşmasına inanılmaz bozulan bir ağbi var ortada. bir süre sonra tek amacı kardeşini mahvetmek olan ağbi, hayatta bir amacı kalmayınca intihar etmeyi seçiyor. 

hayat ne garip! uzun yıllar da çalışsan, bir kaç adımda da o seyiyeye gelsen eninde sonunda kaybediyorsun.





28 Ekim 2021 Perşembe

malthus'un nüfus kuramı

bu adamı ve kuramını bilirsiniz. kısaca vikiden kopyalayıp yapıştırırsam eğer; uygun şartlarda herhangi bir kısıtlayıcı faktör (salgın vb.) yoksa popülasyon geometrik dizi biçiminde artar (2, 4, 8, 16, 32, 64, ...), oysa besin maddeleri aritmetik dizi biçiminde artar (1, 2, 3, 4, 5, 6, ...). Doğada aradaki bu fark, popülasyonda bazı bireylerin ölümlerine neden olur ve bir denge sağlanır. böyle der bu kişi. ama bunu yazma nedeni başkadır. bu çakalın önde gideni kişi endüstrinin oluşmaya başladığı o devirde düşük işçi ücretini savunmak için bu tezi geliştirmiştir. fazla ücret verirseniz bu işçiler daha çok ürer. nüfus artış hızı, gıda arzından fazla olur ve kıtlık çıkar ve bunlar ölür, nüfus dengeye gelir. buna neden olmamak için bu açlara aç kalmayacak kadar ücret verin. böylece hem geç evlenirler, hem de fazla çocuk yapmazlar. o dönemin kapitalistleri bu işe pek sevinmişlerdir. düşük ücret, yüksek kâr, kendilerine minnettar bir sınıf, daha ne! hala bu tezin geçerliliğini savunanların ise aklına şaşarım.

22 Temmuz 2021 Perşembe

İsveç

bu 2 gündür, isveçli metalciler vey ikea çalışanları, belkide volvocular beni izliyor. firefox üzeeinden ve machintosh kullanıyorlar. 2011 ve 2012 de yazdığım ve yorum yapılmış yazılarımı okuyorlar. günlük 40 olan sayı 2000 oldu. valla bak, kimdir bu kişiler. yorum yazsın..

31 Mayıs 2021 Pazartesi

taharet musluğu 6

takipçilerim böyle bir seri yaptığımı bilir. bu da japon tuvaletleriymiş. bizim alaturkalara benziyor. zaten fotoğrafı bulduğum @Yoshienomoto da bizimkilere avrupada neden alaturka denildiğine şaşırmış! japonca adı alajaonka imiş. yani japon tuvaleti. bizimkiler bence daha kullanışlı..

22 Mart 2021 Pazartesi

levan polkka

bu şarkının bu kadar popüler olduğunun farkında değildim. belki hala farkında olmayan vardır, çok güzel olmuş..

22 Şubat 2021 Pazartesi

şarkıcı ege'nin eski sevgilisi

90'lı yılların sonuna doğru star'da değişik bir program vardı. oktay derelioğlu'nun gerçek annesi kim, atilla taş'ın gerçek babası kim vs tarzında haberler yapıyorlar, bu kişiler o kadınlarla stüdyoda buluyor, karşılıklı bağrışmalar vs. yine böyle bir program tanıtımında "şarkıcı ege'nin eski sevgilisinin babası kim?" dönüyor. açtın izledim. ege askere gittiğinde bu sarışın hanım kızımız depresyona girer ve bir ayağının olduğu almanya'ya geri dönmeye karar verir. uçakta bir almanla tanışır ve arkadaş olurlar. sonra ilişki yaşamaya başlarlar. evlenmeye karar verdiklerinde ikisi de büyük bir şoka girer. çünkü baba bir kardeştirler. hanım kızımız tv'den yalvarıyor ama "böyle bir şey olamaz, imkansız" diyor, annesinin yayına bağlanmasını istiyor. rol yapıyor desem rol de değil, çünkü yırtınıyor ve sürekli ağlıyor. en sonunda annesi yayına bağlandı ve o da ağlıyor, lafları eveleyip geveliyor, kız annesine yalvarıyor, anlayacağınız inanılmaz bir sahne. en sonunda anne dedi ki; "kızım siz kardeş değilsiniz, senin baban bahçıvan" yayın bu laftan sonra bitti. bizi izlediğiniz için teşekkür ederiz!

23 Aralık 2020 Çarşamba

hekimoğlu


 dr. house'u izlememiş biri olarak yazayım; çok şey kaçırmışım. türk versiyonu bu kadar güzel ise orjinali efsanedir.

umarın reyting yüzünden şu diziyi bitirmezler.

yakın zamanda house'un cd'lerini alıp toptan izlemeyi düşünüyorum.


26 Kasım 2020 Perşembe

diego


bazı insanlar ölümsüzdür. 86'da ingiltere maçını hatırlarım. siyah beyaz tv'de izliyorduk. belçika maçını hatırlamasam bile alman finalini yine hatırlarım. daha sonra 32. gün'de mehmet ali birand'ın onu ekrana taşımasını ve anlatmasını net şekilde hatırlarım. 90 dünya kupası finalinde o kaybedince hüngür hüngür ağladığımı bilirim. sokakta top oynarken "ben maradona'yım" bile diyemezdik. 94'te dopingli çıktığında maradonasız dünya kupası nasıl olur diye düşünmüştüm. hey gidi..

seviyoruz seni..

24 Kasım 2020 Salı

kasım


hızır günleri bitip, kasım günleri başlamışken kasımdan bahsetmemek olmaz değil mi sevgili izleklerim. ne de olsa kasımda aşk başkadır!

nişanyansözlük'e göre kasım, bölen taksim eden anlamına gelen arapça bir sözcüktür. önceki adı sümer-babil-ibrani-süryani-aramice kelime olan tisri-den gelme osmanlı zamanı teşrin-i sani cumhuriyetle birlikte ikinci teşrin. 

ilginçtir, teşrin ne demek diye bakınca doyurucu bir cevap yok. tdk, yılın on ve onbirinci ayına verilen ortak ad diyor. nişanyansözlük ise rumi takvimin sekizinci ve dokuzuncu ayları, ekim ve kasım sözcüğünden alıntıdır demiş. arapça sözcük aramice/süryanice tişrin "arami/süryani takviminin yedinci ayı" sözcüğünden alıntıymış. anladığım kadarı ile kendileri yedinci demek. bu da demek oluyor ki arami/süryani takvimi mayısta başlıyor. yani hızır günleri ile birlikte.

bilirsiniz, november de onuncu demek. çünkü eskiden takvim mart ayında başlıyordu. 1 nisan şakaları geçmişi de bu takvime dayanır.

not: fotolar google'dan..

 

23 Kasım 2020 Pazartesi

itiraf

 eski yazıları ve yorumları okurken fark ettim. bazen gereksiz şekilde sert yazıp, yorumlara aptalca cevaplar veriyormuşum. bu yüzden ben de eğlenceli bir parça yayımlayayım, keyfimiz yerine gelsin diyorum!





i will stop
(duracağım)
i will stop at nothing
(hiçbir şeyde durmayacağım)
say the right things
(doğru şeyleri söyleyeceğim)
when electioneering
(seçim geldiğinde)
I trust I can rely on your vote
(oyuna güvenebileceğimi biliyorum)

when i go forwards you go backwards and somewhere we will meet
(ben ileri sen geri giderken bir yerde buluşuruz)

riot shields
(isyan kalkanları)
voodoo economics
(voodoo ekonomileri)
it's just business
(sadece iş)
cattle prods and the IMF
(sığır sopaso ve IMF)
i trust I can rely on your vote
(oyuna güvenebileceğimi biliyorum)

when i go forwards you go backwards and somewhere we will meet
(ben ileri sen geri giderken bir yerde buluşuruz)

6 Kasım 2019 Çarşamba

mak cagır


seviyorum bu parçayı. tabi like jagger kısmını uzun süre mak cagır diye algıladım, o ayrı. olsun, benim de jagger gibi hareketlerim var, valla bak..

Just shoot for the stars if it feels right
And aim for my heart if you feel like it
Take me away and make it okay
I swear I'll behave
You wanted control so we waited
I put on a show now we're naked
You say I'm a kid my ego is big
I don't give a shit and it goes like this
Take me by the tongue and I'll know you
Kiss me 'til you're drunk and I'll show you all the moves like Jagger
I've got the moves like Jagger
I've got the moves like Jagger
I don't need to try to control you
Look into my eyes and I'll own you with them moves like Jagger
I've got the moves like Jagger
I've got the moves like Jagger
Baby it's hard when you feel like
You're broken and scarred
Nothing feels right, but when you're with me
I make you believe that I've got the key
Oh, so

17 Ekim 2019 Perşembe

VCD



97'nin sonbaharında cebimde para var ve deri mont ile müzik seti alma arasında kalmıştım. sonra ikisini de alıp bir güzel battım, o ayrı mesele, ama müzik setinden bahsedeyim.

neyse, bir dükkana girdim. philips'in iki modeli arasında kaldım. biri siyah biri gri. ama gri çok şık. ikisinin de özelliklerini sordum. siyah olanında VCD özelliği var dedi satıcı. VCD ney dedim, ben de bilmiyorum dedi. o bile bilmiyorsa niye siyahı alayım ki dedim, aldım griyi.

ve o kış kanal d VCD player ve film satışlarına başladı. işte o anda anladım VCD ney!

zaten 2000 gibi korsan cd işi başladı. her yerde madonna, queen toplama cd'leri vardı. sonra kazaa'yı öğrendim. yükle bilgisayara, oh miss..

akabinde hiçbir şeye gerek kalmadı. kulaklıkla kasetten walkman dinlediğim günlerden telefona geçiş yapalı çok oldu..

not: fotoğraf temsilidir! benim müzik setim senelerdir babamlarda durup duru..

24 Nisan 2019 Çarşamba

taharet musluğu - 5


gerçek midir bilmem ama fotoğraf twitterdan. "ama taharet musluğu yok ki" dediğinizi duyar gibiyim ve evet gerçekten yok. maşallah, ibretlik bir paylaşım..

18 Aralık 2018 Salı

bir zamanlar buralar arsaydı!

ah ahh, nerede o eski bloggerlar! tabi zaman değişiyor, insanlar okullarını bitiriyor, evleniyor, çocuk sahibi oluyor, iş/mekan değiştiriyor ve teknoloji de değişiyor. twitter, instagram vs çıkıyor. blog işi esasında bitti. aynen ekşisözlükte olduğu gibi, eski, eskide kalıyor..

ben bile eskisi gibi kitap okuyamıyorum, film izleyemiyorum. duyunca birden bire çarpıldığım şarkı pek kalmadı. evde bilgisayar kullanmıyorum. doğal olarak benim de blogda işim bitti. can sıkılınca girip ne var ne yok diye bakıyorum sadece. yeni blog keşfetme işi zaten bitti. sanki bir süre sonra bu blogger kapanacak.

neyse, eski zamanlarda kalan okuyucularımdan aklımda kalanları yazayım. şu an ne yaptıkları hakkında tahminlerde bulunayım. belki bir kaç tanesi tutar!

aşkın: kendi blogu olmayan, bloglar arası dolaşıp yorumlarda bulunan bir yorumcuydu. sanırım şirketini yönetiyor. artık yok..

pink freud: izmirli, okuyan, güzel yazılar yazan bir insandı. tahminim yurt dışında..

ruhum özgür: nikini hatırlayınca gülen bir insan yüzü geliyor aklıma :) yazdıklarından gördüğüm kadarı ile çoluk çocuğa karıştı.

baron von plastik: bana kiremit çatılı camiileri sevdiğimi hatırlatan insan :) çoluk çocuğa karışmıştı ama sanırım blogdan sıkıldı.

bossa nova: yazılarını zevkle okuduğum, eğlenceli bir insandı. en son evlendiğini biliyorum. sanırım çoluk çocuğa karıştı.

sena: kayboldu. tahminim yurt dışında.

sürüden ayrılan koyun: en son askerlik maceralarını okuyordum. tası tarağı toplayıp gitti. bence çoluk çocuğa karıştı..

burcu sıkgısıyrıq: tamamen ortadan kaybolan bir insan daha. zamanında radiohead'e alt grupluk yapan bir kadın rock grubunun parçasını paylaşmıştı. blogu kapayınca o şarkıyı da kaybettim ve bulamıyorum. kendisi uçtu gitti..

pembe gözlüklü kedi: hatırlamaya çalıştıkça bu kişiyi de hatırladım. napıyor acaba?

dream white: çok çok eskilerden bir kişi daha. feylesofumuz bence bir üniversitede felsefe bölümünde öğretim üyesi..

ful yaprakları: en son işten ayrılış hikayesini hatırlıyorum. napıyor acaba..

marla: adanalı bu metalci insanı da yok oldu gitti. bence çoluk çocuğa karıştı..

efsa: bira ısmarlayamadığım insan. tahminimce buralardan sıkıldı..

nikini veya kendisini unuttuklarım varsa eğer affola.. kusura bakmasın..

25 Ekim 2018 Perşembe

sözlük

şimdi o kırklık karıyla şu malum hikayeden dolayı tanıştığımı bilirsin. bunun sözlükte hiç sevmediği bir kız vardı ama aslında kız süper biri. genelde bodrum'da ama kışları istanbul'a geliyor. neyse, bu karı ve tayfası sözlükte kızla çok uğraşıyor. iki tarafı da tanıyorum ve birbirlerini sevmediklerini de biliyorum. onların arasındaki tartışmalara girmiyorum ama sakın o karıya hak verdiğimi sanma. onların o kıza dair büyük bir dedikodu kazanları var. ikili üçlü kollardan kıza hücum ediyorlar, laf çıkarıyorlar, belden aşağı vuruyorlar. karı ve tayfası çirkef ve bildiğin sülük. en sonunda bu karıdan kurtulmaya karar verdim. ama sülük gibi dedim ya yapıştı mı zor kurtulabileceğin türden. ben buna az cevap vererek, cevap vermeyerek arayı soğutayım dedim. ama her gün mesaj atıyor. en sonunda bende birgün msn'de yazdığında çok geç cevap verdim ve "bazen arkadaşlar bir kaç ay görüşmez ama sonunda "nbr" dediğinde de cevap verir" dedim. bu lafıma feci bozulmuş. beni msn'de engelledi. bende fırsat bu fırsat deyip hemen engelledim (planlı bir eylemdi ve o lafa bozulacağını biliyordum).
 
neyse bu karı bana sonra facebook'tan ulaştı. içmiş ve bana ancak öyle yazabileceğini söylüyor. "nabıyormuşum nasılmışım" falan işte. direkt mesajı sildim. cevap vermedim.
 
şubat ayıydı. sözlükte yeni hesap açıp beni eklemiş. şann nikli, erkek sandım. erzurum ile ilgili bir şeyler yazmış bana. bende "gardaşş erzurumlu musun" dedim. "bilmiyorum, doğmuşum sadece" diye cevap geldi. siklemedim önce, cevap yazmadım. 2 gün sonra bir mesaj daha: "sen hep bu kadar salak mıydın? samimiyetten soruyorum, bir nevi çakma hemşerilik pasına cevaben.." bi -la havle çektim, uğraşmayım artık şununla diye düşünüp cevap vermedim. manyak mıdır nedir diye düşünüyorum bir yandan da ama o karı olduğu aklıma gelmiyor.
 
neyse geçen hafta sözlükte bülent ersoy hakkında yazıların forumcusuna bakıyorum. güzel bir forumcu var. bende yazayım dedim. meğer karının yazdığı yazının forumcusuymuş. yazdım ya, anında mesaj geldi. şann nikli kişi. haydaa gene ne diyor bu denyo dedim ve açtım. yazdığının ilk satırını okudum ve sinirlendim: "adına "kural koyucu tarafından" dost listesi denen ama benim ezberim, malum "aptal" kadar kuvvetli olmadığı için sadece "liste" dediğim takip şeysine eklemişsin zatımı.. "
 
burayı okudum. "yahu birader"ben sizi engelledim. ama forumcudan yazılanlara bakarken sizin yazınızın altına yazmışım. mesajdan sonra silerim. mesajın devamını okumadım. büyük ihtimal hakaret etmişsindir, okumak istemedim. seni kaale almıyorum, git başımdan" dedim. anında cevap: "yalanı da öğrenmişsin.. aferim.."
 
bir "haydaa, kim bu denyo" derken ilk mesajın devamını okuyayım dedim. şöyle yazmış: 
 
"bu durumda sana nasıl bir temennide bulunmam gerekiyor?.. misal şöyle olabilir mi: "benden nefret ettikleri halde beni listesine ampul edenlerin kıçlarına girsin o ampuller. telefon sapıklığı kadar patetik bir durum lan bu. düşsünler artık yakamdan. 
haa bu arada bunu diyen, sosyal medya hesaplarımı da izliyor.. teknoloji garip şey! kimin kimi izlediğini bilgisayarının bilmem ne özelliğine kadar eline veriyor.

öylesine bir bilgi notu olsun, zekasını komplekslerine peşkeş çekmiş, söylediği yalanlara inanan ve müsait bir aptal bulunca inandıranlara dair.. şimdi kısaca sana şunu diyorum.. istediğin kadar beni listene ekleyip takip edebilirsin.. bir ampülün anal nurundan medet umacak kadar süzme salak değilim.. 

aman da çok önemli not: nasıl oldu da öğrendin deme olur mu?.. ey gidi..
"
 
kafam şarj etti o an işte. ampul yandı birden bire. "lan" dedim "bu karı manyak ve aptal. kendisini takip ettiğimi sanıyor." sanki bu kısmı hiç okumamış gibi devam ettim bende iste ve erzurumlu olmadığımı, peşimi bırakmasını, sülük gibi yapıştığını söyledim. cevap geldi:
 
"konu erzurum falan değil, gayet iyi biliyorsun.. her neyse.. ben mesajın yerine(!) ulaştığından eminim.. ya da ulaşacağından.. bir piyon başka ne işe yarar ki? "
 
hööö dedim kendi kendime. "birader, ben piyon falan değilim, sadece git başımdan hala bırakmıyorsun" dedim.
 
"len ne biraderi allahın salağı yaw:) ya yok senin hakkaten kafan durmuş bi noktada.. sabitlenmiş.. neyse yav.. şifa diliyorum:P" diye cevap yazmış. hala erzurum'dan bahsediyorum ya, kendisini tanıyamadığımı sanıyor. o da benim iyice aptal olduğumu sanmış ahaha.. cevap yazdım bende "yahu sana sülük dedim anlamadın, siktir git dedim anlamadın, ne igrenç biriymişsin sen, sanırım kadınsın ve sanırım eski sevgilimsindir ve seni çok iyi becermişim tadı damağında kalmış, vazgeçemiyorsun benden, ama bi siktir git artık" dedim.
 
"evrensel gerzekliğin tescili.. yav ben sana siktir git demişim zaten.. bik bik yok okumadım mesajını yok şu bu diye kıvıran sensin..

ha bu arada ben sana siktir git desem kadın ağzında anca böle durur işte: siktir git!..
ama sen bana diyince.. hakkaten rezil bi ifade biçimi oluyor be..
"
 
ahahahaha, süper komik lan bu kısmı, çok eğlendim burada. "bi daha yazarsan okumadan sileceğim yazdığını, bi bok yazma, düş yakamdan" dedim. cevap geldi hemen. okumadan sildim. sonra oraya buraya yazmış iste, "hayatımda bu kadar salak ve gerizekalı birini tanımamıştım" diye. tescilli yoldan kurtulmuş oldum. bir daha da bir şey yazmadı ama yazar yine. mal çubuğu çünkü.. 

ve varya aslında bu aptala yatma oyununu tercih etmesem daha çok yapışırdı ve sürekli oradan buradan bir şeyler yazıp yakamdan düşmezdi. ama aptal olduğumu düşününce yakamdan düştü. çünkü hiç kimse aptallara tahammül edemez. süperim lan ben, seviyorum kendimi...
Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.