heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

3 Mayıs 2017 Çarşamba

bıyıklı ağbi..


fotoğraf 70'lerden. yer istanbul. hurriyet.com.tr'den aldım. şimdi yıl 2017 ve ben şöyle bi şey giyip sokağa çıksam utancımdan 20 yıl evden çıkamam. çok cesur bir ağbi ve çocuğu da cabası :)

10 Şubat 2017 Cuma

marcantonio raimondi

bugün sevan nişanyan'ın blogunu okurken öğrendim bu şahsı. I Modi -Usuller- ya da "pozisyonlar" demekmiş. roma 1524, rafael'in dostu ve gravürcüsüymüş. rafael erken ölünce bunları çizmiş. vikipediye göre papa vii. clement'in emriyle, pietro aretino2nun soneleri üzerine giulio romanı'nun yaptığı tasarımları I Modi için erotik gravürlere çevirdiği için tutuklanmış. bir kaç etkili kişinin araya girmesi ile serbest bırakılmış. gravürleri matbaanın icadından sonra ilk porno koleksiyonuymuş. çok satmış ve bence gerçekten sanat eseri. google aramasıyla bolca bulabilirsiniz. ben hoşuma gidenleri koydum..





26 Ekim 2016 Çarşamba

ekim

ekim ayı malumunuz üzere tarlalarda ekimin başladı zamanı temsil ediyor. aşağı yukarı ekim 15-aralık 15 arası kışlık ürünler ekilir. ekim kelimesinin kökeni ek. serpmek anlamında. bir şeyin üzerine ilaç vs serpmeyi de anlatır. 10 ocak 1945 tarihli yasayla birinci teşrin ayına bu ad verilir. teşrin ise rumi takvimin sekinci ve dokuzuncu ayları oluyor. arapçası işrin. aramcası tişrin. arami/süryani takviminin yedinci ayı.

ingilizce ve dolayısıyla batı dillerindeki october kelimesi de sekizinci ay demek. malumunuz üzere eskiden takvimler mart gün dönümü ile beraber başladı. sekizinci denmesi bu yüzden olsa gerek.

neyse, bu ayın bahsedecek uzun uzun bir yanı bulunmuyor. buğdaylar bile artık genelde kasımda ekiliyor. zaten sonbahar ile kış arasındaki ne emmeye ne gömmeye gelen garip aydır. ama gerek 29 ekim dolayısıyla ve gerekse ekim devriminden dolayı (devrim kasım ayında olmuştur ama) sevilir ve seviniz. valla bak..




18 Nisan 2016 Pazartesi

taharet musluğu 4

ecnebilerin tuvalet zevki farklı. bizim dört beş yıldızlı otellerde kaldıysanız da görmüşsünüzüdür. ayrıca kıç yıkamaya yaradığı söylenen bir yer daha var. hatta içine kokulu sabunlar dökülüp hoş dakikalar da geçirebilirmişsiniz. bu aparatın başka bir işlevi olduğunu bilen varsa eklerim. benim bilgim bu yönde..

fotoğraf roma'dan. dört yıldızlı bir otel. eski roma bildiğiniz gibi bir odaya gider, sıçar ve üstüne tüy dikermiş. bok kuruduğunda da tüyden tutup atarlarmış. neyse işte, atilla, roma'ya girdiğinde içindeki hahamları görünce bu şehirde fazla kalamayacağını düşünmüş. malum, konfor erkeği yumuşatır :)




20 Ocak 2016 Çarşamba

masa da masaymış ha

ekşi sözlük'te yazdığına göre bu şiir edip cansever'in belası olmuş, "yaşamım boyunca kurtulamadığım şiir" olarak adlandırmış. kendi ifadesi ile ahmet muhip dıranas ile aralarında şöyle bir diyalog geçmiş;

"başkası yazılmasa da olurmuş diyorum. ayrıca bu şiirden yaşamım boyunca kurtulamadım. antolojilerde aynı şiir, şiirimi uzaktan bilenlerin dilinde aynı şiir, yabancı dillere şiir mi çeviriyorlar benden, ille masa şiiri de olacak. bir gün ankara’da ahmet muhip dıranas’ın da bulunduğu bir masadayız. bir ara dıranas bana döndü, adı geçen şiiri övdü. “üstad, ben o şiirden bıktım” dedim, “benim başka şiirlerim de var” dıranas gülümseyerek, “eh, ben de fahriye abla’dan bıktım, ne yapalım, her şairin bıktığı bir şiiri vardır” dedi. doğruydu elbet. çünkü ülkemizde çoğu kez bir kuşağın şiiri okunur, yeni kuşaklarınsa yeni okuyucuları çıkar. öncesi ve sonrasıyla şiirimizi izleyen pek az okur vardır.”

nedense daha sonra milli eğitim bakanlığının da bıktığı bir şiir olsa gerek içinde bira geçtiği için ilgili bölümleri ders kitabına koymamış. neyse işte, bana bahsi geçen masa daha çok kadını çağrıştırıyor. ilk okuduğumda "ne kadınmış be" demiştim içimden. belki gerçekten masadır, belki değildir. ama en azından bir porselen firması reklamında taklit edilmesi hiç olmamış..
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kaseye çiçekleri koydu
sütünü yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini çıkrık sesini
ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
üç ker üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu uyanıklığını koydu
tokluğunu açlığını koydu.

masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı durdu
adam ha babam koyuyordu.

19 Kasım 2015 Perşembe

kapitalizm canavarı


ali koç "eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir. ben en azından eşitsizliğin minimum seviyeye indirilmesi gerektiğini düşünüyorum. gerçek sorun kapitalizmdir" diye buyurmuş. üstüne malum kişinin "... ben de işverenlere tavsiye ediyorum, biraz az kazanın ve kazandıklarınızı dar gelirli insanlarla paylaşın. bunu bir defa başarmamız lazım. neden, fakirliği tahrik etmeyelim ve paylaşımcı anlayışı hayatımıza egemen kılalım" diye bir laf etmiş.

sanırım trafik ve enflasyon canavarından sonra bir de kapitalizm canavarımız oldu. malumunuz üzere ülkede herhangi bir sorun olursa bu hiç kimsenin sorunu değildir. kaza olduysa trafik canavarı, dolar arttıysa faiz lobisi iş başındadır. eğer ülkede eşitsizlik varsa bu özel sektörün ve devletin sorunu değildir. kapitalizmin sonucudur. artık geçmiş olsun. ücretiniz mi az? ali koç'a bağırmayın ve hatta onu övün. ne güzel tespit yapmış işte. sorun onda değil, kapitalizmde. geçinemiyor musunuz? devlet sınıflar arasındaki eşitsizliği fazla kazanandan vergi toplayarak düzelteceğine hala zenginlere rica minnet "maaşları yükseltin" mi diyor? hiç canınızı sıkmayın. bakın sorun çözüldü. dilsizlerin dili oldu yine..

asgari ücretin 1300 veya 1500 olması sorunu hala çözmüyor. anadoluda millet zaten asgari ücret kazanmıyor. bir çok yerde hesaplarına 1000 tl yatıyor, ama şirket muhasebecisi bankamatiğin önünde bekliyor ve işçilerin elinden 200-250 tl parasını alıyor. size belki abartı gelebilir ama gerçek durum bu. şimdi hesaba 1300 tl yatar ama 500 tl'sini işçinin elinden alırlar.

istanbul'da tekstil işi yapanlar bu durumu bildiklerinden yavaş yavaş dükkanlarını anadoluya taşımaya başlayacaklardı ki suriye boşaldı ve alın size bedava iş gücü. asgari ücretin yarısına çalışan yüzbinler geldi. kaçak çalıştıkları için çoğuna ücret bile verilmiyor. 1 ay sonra atılıyorlar. ülke kaçak işçi cenneti. türkmenistan, afganistan, kırgızistan, moldova boşalmış sanki. adam afganistan'da kurtlar vadisi izliyor ve türkiye'yi polat alemdar'ın yönettiğini sanıyor. ona katılmak için yola çıkıyor ve 17 günde van'a geliyor.. neyse, bedava yaşıyoruz..

neyi paylaşacağımızı gerçekten bilmiyoruz. 60 yaşında kağıt toplamak zorunda olan kadın, kendi çöp tenekesinde kağıt toplayan suriyeliyi dövmeye kalkıyor. onu suriyeli olduğunu ve ülkeden attıracağını söylüyor. ülke bu kadar felaket durumda. tam bir çürüme, tam bir dibe vurma, tam bir alçalma, söylenen her yalana kanma.. yazık..

15 Temmuz 2015 Çarşamba

ayletme beni

(derya petek)

bu zamana kadar dinlediğim en güzel türkülerden biri. üstelik daha geçenlerde tamamen tesadüf eseri haberim oldu. yazık bana. neyse, türkümüz kuzey bulgaristan orjinliymiş. ayletme, bildiğin ağlatma demek. şavk kelimesini hemen herkes bilir. yine de yazayım. ışık demek.

türküyü söyleyen bir çok sanatçı var. bir kaç tanesini seçtim. ben derya petek'ten ilk kez duyduğum için onu üste koydum..

şu karşıki dağda lambalar yanar
lambaların şavkına fadimem
sevgilim yazar

ayletme beni söyletme beni
alçak yüksek tepede fadimem
bekletme beni

şu karşıki dağda kuzular meler
kuzu sesi değildir fadimem
ömürler biter

ayletme beni söyletme beni
alçak yüksek tepede fadimem
bekletme beni 



(adile yadırgı)

(volkan konak)

bu arada, bayramınız kutlu olsun :)

8 Mayıs 2015 Cuma

şemsiye

Gökyüzünde birlikte gezen yağmur damlaları ve rüzgarın etkisiyle maalesef şemsiyelerimiz mahvolmaktadır. demek çin'e muson yağmıyor(!) ki böyle kalitesizler ve hemen bozulup gidiyorlar. eskiden şemsiye tamircileri vardı, hallederlerdi. şimdi zaten 10 tl. al, kullan, at..

bildiğiniz gibi şemsiye "güneşlik" demek. kelime arapça. arabistan'da yağmur yok elbet. o yüzden güneş için kullanmaları doğal. şems kelimenin kökeni. direkt güneş demek. aramca şimşa, akadca şamşu, şamaş. şamaş ise güneş tanrısının kendisi. kendisi sin'in oğludur ve sin de ay tanrısıdır. ay ve güneş baba-oğuldur. şamaş'ın bir özelliği de hamurabi kanunlarının dayandırıldığı tanrı olması. ikiz kardeşi inanna/iştar ise fecidir. babaları sin ile birlikte lübnan-suriye ekseninde de bilinen bir tanrıdır. ama onlar baal der. neyse, ingilizce sun kelimesinin kökeni de aynıdır.

vay be, koskoca güneş tanrısının dilimizde geldiği son noktaya bak..


(sur dibi civarı)


(yine sur dibi)


(sanırım mecidiyeköy'dü)


(atina)


(mecidiyeköy)


(atina)

7 Mayıs 2015 Perşembe

geçmiş zaman - 8

(kanlı 1 mayıs)

(dünyanın uzaydan çekilen ilk fotoğrafı. 1946'da v2 roket ile çıkılmış. bu işi amerikalılar becermiş)

(fotoğraf 1961 yılına aitmiş)

(1 mayıs 1976. kutlamaların en güzel yılı. şenliğin eğlencesine kapılan peder ile valide akşama temellerimi atacak)

(batman logosu. ilk batman filmi ben ortaokuldayken çıkmıştı ve yarasayı göremiyordum. gördüğüm sadece beyaz dişlerdi. çok safmışım)

(ehehe)

(hade lan :) demek oluyor ki cumhuriyetimizin ilk yıllarında din düşmanlığı falan yok. müslüman olmak isteyen bilinen kişileri bangır bangır yazıyor. günümüzden bir farkı yokmuş. basında genel bir düşmanlık olsa böyle haberler yapmazlardı)

(abovvv)

(ilginç bir bulut kümesi)

(bülent ersoy ve nişanlısı mehtap öztürk. yıl 1975)

(güzel bir candy crush anı. benim oyunumdan)

(taksim gezi parkı)

(gümüşsuyu caddesi)

(ingilizlerin yaptığı bir çalışma sonucu ortaya çıkan kusursuz kadın ve erkek)

(evrenin en meşhur casusu mata hari)

(mecidiyeköy 1940)

(okmeydanı taşı ve bugünkü hali. resmen piç edilmiş)


(işgal altındaki istanbul. sirkeci garı)

(ingilizler şahi toplarını gemilere yüklerken. istanbul'un fethinde kullanılan toplar bizde değil, ingiltere'de)

(yenibosna 1960 ve 80'ler)

(zeki müren avustralya'da. yıl 1973)

kaynak: bir sürü internet sitesi..

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.