heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

21 Ekim 2010 Perşembe

kafaların güzelliği

kadınların çoğu, erkeklere karşı vücudunun güzelliğini kullanarak, kafasını beğendirmeye çalıştırır. oysa erkeğin aradığı şey güzelliktir. kadının güzelliğini fark etmek için de illa o güzelliğin ilmini yapmaya gerek yok. kadınlara kendimizi beğendirmek için psikolog olmaya da gerek yoktur. o kadının beğendiği özelliklerimizi gözlerinin önüne sersek yeter!

şekil önemli, 1800'lerde kadınlar, bıyıksız bir erkeği öpmenin, tuzsuz bir yumurtayı yemeye benzediğini düşünürlermiş. o zamanlarki o bıyık şekilleri boşuna değil ve köselerin hiç şansı yok! şimdi ise aynı nedenden kadınların hoşuna gidecek şekilde giyiniyoruz ve hatta çiçek alıyoruz. çiçek almak, kadını yatağa atma sürecinin bir durağı. esasında bir burjuva adeti. birbirlerine bahşiş veremeyen burjuva, birbirlerine çiçek verirmiş. şimdi ise akşam yemeği ile birlikte kadınla birlikte olmanın bedeli olmuş durumda.

günümüzdeki türk kadınlarının bir kısmına, insanların hayvanca yanlarının, ahlaksızlığın çirkinliği öğretiliyor. güzellik olarak ise ruhun ve erdemin önemi vurgulanıyor. bu yüzden bu tür kadınlar cinsel yönden soğuktur ve şehvete akılları ermez. daha geçenlerde bir kadın, ilk gece heyecanı yüzünden kalp krizi geçirip öldü. oysa aşk denilen nanede sadece bu tür erdem ve ruhsal güzellikler yoktur. aşkta bir kanıtlanma durumu sözkonusudur. aşk, sırf sevgi dolu bakışlarla, yakınlıkla, sıcaklıkla ilgili değildir. haz alıp vermekle de kendini kanıtlamalıdır. yoksa yaşadığınızı sandığınız şey hevestir. işin içine bu haz alıp vermek girmiyorsa eğer, bu tür kadınlara sarılmak ile güzel elbiselerle dolu bir dolaba sarılmak arasında bir fark yoktur.

bu kadınlar için aşkın en güzel yolu eskiden mektuplaşmaydı. şimdi ise internet olmuş durumda. çünkü nette kadınların egolarını tatmin etmeye hazır yüzbinlerce duyarlı erkek var!

"birbirimizle çok uyumluyuz, her şeyimiz uygun" diyorsunuz ve yine de bitiyor mu? nedeni sık sık yinelenen hazdır. tekrar eden haz, haz olmaktan çıkar, alışkanlığa dönüşür. bıkkınlık verir. aristokrat sınıfı ve burjuva, bu yüzden marquis de sade'i yaratmıştır ! boğa güreşlerine, boksa merak salmıştır. bu yüzden popüler kültür icat olunmuştur.


pek az bir kadın ise, tabiri caizse erkek gibidir. erkekler gelip geçici serüvenlerden haz alır. oysa kadınlar için bu oldukça zordur. işin içine daima bir miktar duygu karışmalıdır. cinsel isteklerini benliğinin öteki yanlarının ayırabildiklerinde erkeklere özgü bu bağımsızlığa kavuşurlar. bu kadınlar için sünepe tabir edilen, çabuk kırılan erkekler beş para etmez. güçlü bir erkek, kadını her zaman çeker. evrimde bile güçlü olan kazanıyor. elbette ilişkide de güçlü olan kazanır. şöyle düşünün, bir adamın başına gelen her şey, o adama uygundur olandır. terk edilmişse, bunu haketmiştir. kandırılmışsa, bunda kızması gereken bir durum yoktur.

işte bu yüzden, terk edilen, zayıf, sünepe diyebileceğim erkekler, bu gülünç çağdaş dünyada doğru dürüst yaşamak için, işi bir çeşit ayyaşlığa vururlar. yaşamlarındaki yürekler acısı beceriksizliklerini unutmak için kimi alkol alır, çoğunluğu kitap okur, bazıları güzel sanatlara merak salar. bu sayede dertler unutulur. çünkü bu tür işler yaptıktan sonra insanların başı ağrımaz. ama kadın baş ağrıtır. çünkü insan, ileride olacakları sezdiği gibi, olayların biçimini değiştirmeye çabalar. ısrar eder. böylece olaylar, insanın kendi benliğine uygun bir biçim alır. oysa terk edildikleri kişilere karşı beklenen hareketleri yerine,  beklenmedik hareketlerde bulunurlarsa, onları garip durumlara düşürebilirlerdi. işte o anlarda her şey olabilir. siz bile bu beklenmedik harekeleriniz neticesinde olanlara şaşırabilirsiniz. beceremeyen kişiler ise yaşamın kendisine değil, düşüncesine ulaşabiliyorlar.

günümüzde ise hızlı bir şekilde duygusal ruh artıkları peydah oldu. bedeni ve şimdiyi es geçip, ruhu ve geçmişe değer veren barbarlar sürücü her yerde artık. bir asalak bitki gibi her yanı sarmaya başladılar. bu kişilerin bugünleri yoktur, geçmişleri ise sürekli anlamdırmaktan boşlatılmıştır. bedenleri yoktur, kafaları yoktur. sadece ve sadece ruhu ve geçmişleri, alınyazısına katlanmaları vardır. eğer insanın bir yanı gelişmiyorsa, bir bütün olarak yaşadığı çevreye uyumlu değildir ve barbardır.

sonlara doğru gelirken şnu söylemem lazım; devrim denilen şey sadece dünyada olmaz. içimizde de olur. eğer tüm hayatımız boyunca bedenimizi ve iç güdülerimizi bastırırsak, geçmişe bağlı bir şekilde yaşarsak, onlar bir süre sonra akla karşı ayaklanır. akla önem verip, iç güdüleri küçümsemek ve baskı altına almak, sonumuzu getirir. iç güdülerimizi baskı altına almak için utanma duygusu ortaya çıkarılmıştır. bedenden ve bedenimizin yaptıklarından sürekli olarak utanırız. bu boş utanma törenlerinden de vazgeçebilmeliyiz. tüm yaşantınızı geçmiş güzel anılarınıza feda ederken ve buna utanmadan fedakarlık diyorken utanmıyorsunuzda, bedeninizin isteklerinden mi utanıyorsunuz?

şunu bilmek lazım. sevgi denilen şey çıkara dayanmaz ve mutluluk bir amaç değildir. amacınızın yan ürünüdür.

5 yorum:

dlyc dedi ki...

güzel.

Pink Freud dedi ki...

Sanatçı erkeklere bi yerde sünepe denilmiş oldu.. Nasıl dersin aa! falan yapmayacağım sanırım demek istediğini tam olarak anladım, merak ettiğim bir şey var; peki ya sanatçı ruhlu kadınlar?

gerisi önemli değil... dedi ki...

dlyc:

biliyorum.

pink freud:

ikinci kısımda bhasettiğim kadınlar olıyor onlar. yani erkek gibi kadınlar.

lorelai dedi ki...

cinsel açıdan çekici bulunan insanla yatmak için ona çiçek alma gerekliği fuck her gently adlı şarkıyı hatırlıyor.o zaman hepimiz jack black'le gülümseyebiliriz.

gerisi önemli değil... dedi ki...

gülümse, doğru söylemiş :) çiçek, kadının erkeğe ısınmasını sağlayabilir :)

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.