heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

7 Mayıs 2015 Perşembe

geçmiş zaman - 8

(kanlı 1 mayıs)

(dünyanın uzaydan çekilen ilk fotoğrafı. 1946'da v2 roket ile çıkılmış. bu işi amerikalılar becermiş)

(fotoğraf 1961 yılına aitmiş)

(1 mayıs 1976. kutlamaların en güzel yılı. şenliğin eğlencesine kapılan peder ile valide akşama temellerimi atacak)

(batman logosu. ilk batman filmi ben ortaokuldayken çıkmıştı ve yarasayı göremiyordum. gördüğüm sadece beyaz dişlerdi. çok safmışım)

(ehehe)

(hade lan :) demek oluyor ki cumhuriyetimizin ilk yıllarında din düşmanlığı falan yok. müslüman olmak isteyen bilinen kişileri bangır bangır yazıyor. günümüzden bir farkı yokmuş. basında genel bir düşmanlık olsa böyle haberler yapmazlardı)

(abovvv)

(ilginç bir bulut kümesi)

(bülent ersoy ve nişanlısı mehtap öztürk. yıl 1975)

(güzel bir candy crush anı. benim oyunumdan)

(taksim gezi parkı)

(gümüşsuyu caddesi)

(ingilizlerin yaptığı bir çalışma sonucu ortaya çıkan kusursuz kadın ve erkek)

(evrenin en meşhur casusu mata hari)

(mecidiyeköy 1940)

(okmeydanı taşı ve bugünkü hali. resmen piç edilmiş)


(işgal altındaki istanbul. sirkeci garı)

(ingilizler şahi toplarını gemilere yüklerken. istanbul'un fethinde kullanılan toplar bizde değil, ingiltere'de)

(yenibosna 1960 ve 80'ler)

(zeki müren avustralya'da. yıl 1973)

kaynak: bir sürü internet sitesi..

26 Mart 2015 Perşembe

nude


uzun süre ara verdiğimi düşündüğüm radiohead şarkılarının bana hissettirdikleri serime nude parçası ile devam edeyim. radiohead'i çoğunlukla huzursuz ve depresif anlarımda dinlerim. bazen aylarca es geçerim. bu şarkı ise bir şekilde mutlu anlarınızda, huzurlu yaşantınızda da var olmaya devam ediyor. yolda yürürken bile "hu hu hu" şeklinde nakaratına kendinizi kaptırabiliyorsunuz. thom'un sesi şarkının bazı yerlerinde biraz sırıtıyor, kabul, o anları da yaşantınızdaki mutsuzluklara bağlayın ve sonuçta parça sizi mutlu ediyor/etsin..

don't get any big ideas, they're not going to happen, you paint yourself white, and fill in the noise, but they'll be something missing

(büyük ideallerin olmasın, çünkü gerçekleşmeyecekler. kasma kendini. gerçek olan bu. kendini istediğin renge boya, her şeyi oku, daima bir şey eksik olacak)

and now that you've found it- its gone, and now that you feel it- you don't, You've gone off the rails

(artık onu buldun. idealin gitmiş. artık onu hissediyorsun. idealin bitmiş. arama maceraların sona erdi.)

so don't get any big ideas, they're not going to happen, you'll go to hell for what your dirty mind is thinking

(bu yüzden büyük ideallerin olmasın, gerçekleştikleri an bitecekler. aklına yeni bir şeyler gelecek ve asla mutlu olamayacaksın. bu yüzden aklının cehenneminde yanacaksın)

5 Şubat 2015 Perşembe

taharet musluğu 3


ilginç taharet musluğu serime devam edeyim. yer yunanistan - kavala - galaxy hotel. malumunuz üzerine yurt dışında taharet musluğu yok. ama bu otelin odalarında tuvaletlerinde değişik bir şekilde var. musluğun duvar çıkışında bir duş başlığı var onu kullanıyorsunuz. fotoğrafını çekmeyi unuttuğumdan internet araması yaptım ve buna ulaşabildim.

neyse, yunanlılar temiz insanlar. mesela eski yunanlılar atina dışına hamam kurmuşlar ve şehre yıkanmadan kimseyi almıyorlarmış. batı avrupalılar temizliği bilmese bile eski yunan ve romalılar bu işi biliyormuş ve temiz geziyorlarmış. bana anlatılana göre yunanlıların bazıları büyük tuvaletten sonra belden aşağısını komple yıkarlarmış. bu da böyle bilgi işte..

4 Şubat 2015 Çarşamba

on bela

tevrat'a göre musa, serbestçe ibadet etmek için fivarundan mısır'ı terk etme izni ister. ama firavun buna izin vermez. böylece on büyük bela mısır'ın başına gelir. nedir mi bunlar;

(james tissot)

1- nil nehri kana dönüşür. harun asasını nilin üstüne tutar ve tüm nehir ve sular kana dönüşür. tüm balıklar ölür. her tarafı dayanılmayacak bir koku kaplar. ama firavun büyücülerinin de bunu yapabileceğini söyler. yahudileri bırakmaz.

2- kurbağa istilası başlar. harun, asayı yine nil'in üstüne tutar ve mısır'ı kurbağalar basar. firavunun büyücüleri de bunu yapabilmektedir. ama onların yapamadığı kurbağaların hepsini öldürmektir. firavun, kurbağaları öldürürse yahudileri ertesi gün bırakacağının sözünü verir. kurbağaların hepsi ölür. ama firavun sözünde durmaz.

3- bit istilası başlar. bunun üzerine harun asayı bu sefer toprağa vurur ve tüm toz bit olur. insanları, hayvanları yani tüm mısır'ı bit kaplar. büyücüler bunu yapamayacaklarını söyledikleri halde firavun yine yahudileri bırakmaz.

4- at sineği istilası başlar. bu sefer sazı musa eline alır ve firavunun karşısına çıkar. halkını hemen serbest bırakmasını, yoksa tüm mısır'ı sinek ile dolduracağını söyler. dediğini de yapar. yahudilerin yaşadığı topraklar hariç tüm mısır'a sinekler dolar. firavun yine yahudileri serbest bırakacağını söyler. sinekler ölür. ama firavun tekrar sözünde durmaz.

5- hayvan ölümleri başlar. musa yine firavunun karşısına çıkar. serbest kalmak istediklerini söyler. yoksa at, eşek, koyun, keçi, deve ve sığırların hepsinin öleceğini söyler. büyük hayvan ölümleri başlar. firavun yine ödün vermez.

6- çıban belası ortaya çıkar. tanrı harun ile musa'ya fırından kurum almasını ve firavunun önünde havaya atmasını söyler. böylece mısır'daki insan ve hayvanlara şhin adı verilen ve çıban diye çevrilen bir bela musallat olur. büyücüler kendilerini bile bu beladan uzak tutamazlar.

(john martin, 1823) 

7- dolu yağar. bu sefer musa asasını havaya kaldırır ve tüm mısır'ı benzeri görümemiş dolu ve ateş yağmuruna tutar. tüm hayvanlar, bitkiler ve insanları bu yıkım mahvetmektedir. firavun, felaketin sonlanması karşılığında yine çıkışa izin vereceğini söyler. fırtına sonlanır. ama firavun yine sözünde durmaz.

8- çekirgeler her tarafı sarar. bu felaket yahudi takvimine göre şebatın ilk günü olur. musa yine firavunun karşısına çıkar ve serbest bırakmasını, yoksa tüm ülkeyi çekirgelerin kaplayacağını söyler. firavun ise erkeklerin gidebileceğini ama kadın, çocuk ve hayvanların kalacağını söyler. musa kabul etmez. mısır'ın kalan son ürünlerini de çekirgeler yer. ülkede ağaç bile kalmaz. firavun yine herkesi bırakacağını söyler. çekirgeler ülkeyi terk eder. ama firavun yine sözünde durmaz.

9- karanlık gündüzler ortaya çıkar. firavun sözünü yine tutmayınca bu sefer musa elini göğe doğru kaldırır ve yahudilerin toprakları hariç tüm mısır'ı karanlık kaplar. karanlık üç gün sürer ve insanlar birbirini göremez olur. firavun musa'yı çağırır ve karanlığının bitmesi karşılığında hayvanları hariç tüm yahudilerin serbest kalacağını söyler. musa bu teklifi kabul etmez. firavun musa'ya bir daha karşısına çıkarsa onu öldüreceğini söyler. musa, mısır'ın tanrısını(ra) üç gün yok etmiştir.

(sir lawrence alma-tadema , 1872)

10- ilk doğan çocuklar ölür. musa çıkışa izin verilmezse firavunun ilk çocuğundan başlayarak kölelerin ilk doğan çocuğuna ve hatta hayvanların ilk doğan çocuğuna kadar tüm ilk doğanların öleceğini söyler. böylece yahudilerinki hariç tüm ilk doğanlar ölür. firavunu ölüm korkusu sarar ve çıkışa böylece izin verir. 

şimdi gelelim sadede. mısır'ın eski hanedan dönemlerine rastlayan ipuwer papirüsüne göre bu felaketler tek tek yaşanmıştır. peki kehanetler nasıl ortaya çıktı? 

velikovsky gibilerine göre bu kehanetlerin ortaya çıkmasını sağlayan en önemli etken santori'nin patlamasıdır. yanardağ patlar, santorini'nin önemli bir kısmı sulara gömülür, girit'teki minos uygarlığı sona erer. bu öyle büyük bir patlamadır ki peşi sıra başka doğal felaketler ortaya çıkar. peşi sıra vezüv de patlar. sina yarımadasındaki volkanik yanardağ da patlar. böylece üç yanındaki patlamalar sonucu mısır karanlığa gömülür. şimşekler ve dolu yağmurlarına tutulur. volkanik küller nil'i kırmızıya çevirir. nil zehirlenince kurbağalar nil'den kaçar. hepsi karada ölür. böylece bitler ve sinekler her tarafı sarar. bunlardan hastalıklar ve çıbanlar tüm canlılara musallat olur. 

neyse, yahudilere göre bu firavun ikinci ramses'tir. ancak bu firavunun ilk oğluna ait olan mezar bulunmuştur. işin ilginci ise başka. firavun ikinci ramses, başkenti tanis'te büyük bir imar çalışması yaptırmış ve nil deltasında bazı yeni kanallar açtırmış. ama sonuç planladığı gibi olmaz. nil deltasından gelen suları şehirde dolaştırmak isterken kanallarda yeterli su sirkülasyonu olmamış ve bunun sonucunda bir sürü doğal felaket meydana gelmiştir. yeni açılan kanallarda önce bakteriler oluşmuş ve suyu kırmızıya boyamışlardır. daha sonra bozulan suda balıklar ölmüş, şehri çekirgeler istila etmiş ve kurbağalar şehri sarmıştır. tüm bunları da ipuwer adlı bir yazıcı kayda geçirmiş ve olay efsane şeklinde dalga dalga yayılmıştır. velikowsky ise bu firavunun dudimose olduğunu söyler. savını eski mısır tarihçisi manetho'nun dediklerine dayandırır. manetho, dudimose zamanında mısırlıların tanrının gazabına uğradığını söyler. mısır, dudimose'dan hemen sonra hiksosların istilasına uğramıştır.

bu arada, firavun ile musa kardeştir. moses yani musa'nın ibranicede karşılığı yoktur. ama eski mısır dilindeki karşılığı oğul'dur.

kur'anda olay araf 133'de anlatılır; "biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşare, kurbağalar ve kan gönderdik;yine de büyüklük tasladılar ve günahkar bir kavim oldular." 

ipuwer papirüsünde yazılanlar: "mısır'ın aşağısı mahvoldu. tüm saray işsiz kaldı. sahip olunan her şey: buğday ve arpa, kazlar ve balıklar. böylece ekin her yerde mahvoldu. nehir kana bulandı. felaketler her yeri sardı. her yer kana bulandı. altın ve lapis, lazuli, gümüş ve malachite, carnelian ve bronz.. hepsi kölelerin boyunlarında."

kaynaklar: 
www.vikipedi.com (on bela)
https://neferkaminanu.wordpress.com/2012/11/18/velikovsky%E2%80%99e-gore-musa-ve-firavunun-gercek-hikayesi/
http://www.turandursun.com/forumlar/archive/index.php/t-35103.html

26 Ocak 2015 Pazartesi

geçmiş zaman - 7

 (bir zamanlar ayasofya)

 (bir zamanlar zeki müren. bir kaç ay önce odatv'de bir yazı okudum. çok yakın bir arkadaşının anlattığına göre zeki müren ile bir başbakan bile beraber olmuş. elini sallasa ellisiymiş. neyse, kendisi çok büyük bir çapkınmış vesselam)

 (james bond: diamonds are forever - 1971)

 (frankeştayn çay içerken. marry shelley 1816'da yazmıştır. lord byron ve diğer iki arkadaşıyla  bir odada afyon çekip grup seks yaparlarken yazıldığı bilinir. uyuşturucu kafası işidir)


 (geleceğe dönüş 3. ve tren marty'yi geleceğe yolluyor)


                             
 (70'lerde porno sektörü patladı patlayacak(!) o saksı değil, erol büyükburç.)

 (1919'da bir alman komünist idam edilirken. muhtemelen yer bavyera)

 (1955 yılı ideal kadını. aslında her zamanın ideal kadını. o nefis ayva göbeği ve göğüsleri inanılmaz çekici. harika)

 (istanbul sinemalarında geleceğe dönüş zamanları. 1980 sonları)

 (normalde dünya haritası bu şekildeymiş. bize yutturulan ise tamamen çakma)

 (hehehe:)

 (bunu dalga geçmek için birileri üretmediyse eğer.. ne diyeceğimi bilemiyorum. hani insan donup kalır ya bazen, işte öyle bir şey)

 (ibrahim tatlıses'in ayva göbeği)

 (churchill'in gençlik yılları. bu arada, annesi olacak kadın ingiltere kralı 7. edward'ın metresiymiş. kraliyete hizmet, hizmettir)

 (gülyabaniyim ben(!)

 (aynı zamanda hep gülerim ben)

 (
 (peheyyy)

 (fazla söze gerek yok)

 (fahrettin cüreklibatur özçekimi)

 (einstein'ın öldükten sonra görüntülenen masası)

 (emrah tuvalette gazete okurken. kardeşi gülcan mekanı basar..)

 (papalara yapılan taşşak kontrolünün temsili resmi. malum kadın papa hikayesinden sonra başlamıştır)
 (bir zamanlar george clooney)

 (hitler miting konuşması için prova yaparken)

 (ilhan koman akdeniz heykelini yaparken. malumunuz üzerine kolunu kestiler)

 (jennefer aniston'ın gençliği)

 (derler ki bu niçe imiş)

 (scarlett johansson çirkin ördek yavrusuyken)

 (şarlo'nun gençliği)

(versay imzalanırken dışarısı. tarihe bakmak istiyorlar)

7 Ocak 2015 Çarşamba

yunanistan

yılbaşı nedeniyle yunanistan'a gittik ve bu küçük komşumuzu dedeağaç'tan atina'ya kadar bir güzel gezdik.
(selanik beyaz kule. google)

selanik 90'larda kalmış bir şehir. atatürk'ün evi hariç öyle ahım şahım bir durumu yok. beyaz kulesi, iskender heykeli, aziz dimitri kilisesi(güzel bir mekan) birde roma zafer takı var. amerikan pazarı hala mevcut. havası çok soğuk. kale içi kısmı ilginç. kahvede tavla oynayan tipleri görünce ilk şaşkınlığımı yaşadım. daha sonrasında da gördüm ki söylendiği gibi yunanlıların bizden hiçbir farkı yok.

(fotoğraf google'dan)

sonra atina yolunda bir manastıra saptık. mekanın adı agia paraskevi kilise ve manastırı. aslında bir ayazma. gözleri görmeyenlerin gözlerini açıyormuş. çok güzel bir manastırdı. kutsal suyundan içip dileğimizi de diledik. ama yılbaşı ikramiyesi bana vurmadı. gözlerinden kurtulanlar gözlüklerini asmış ama bana yaramadı(!)


(pantheon)

atina akropolis öyle kafamda büyüttüğüm kadar büyük bir mekan değilmiş. ben çok ihtişamlı bir yer bekliyordum. bizim efes, akropolis'i beşe katlar. tiyatroları küçücük. binaları o kadar muhteşem değil. gerçi o meşhur panteonu venedikliler havaya uçurmuş, ingilizler yağmalamış. neyse, zeus tapınağı ise bildiğin sütun işte. hayal kırıklığına uğradım. atina'nın taksim'i plaka. yunan yemeği yiyelim dedik, musakkas dediler. zaten her yer dönerci, şiş kebabçı. türkiye'de yemediğiniz bir yunan yemeği yok. esasında türk-yunan ayrımı da saçma. bir türk-yunan kültürü var ortada. buzuki dedikleri şey aslında bozuk saz. biz bozuk saz demişiz, onlar buzuki. musakka, baklava kelimelerinin kökeni arapça. bu yemek-tatlıyı yunanlılardan öğrenmemiz biraz saçma. neyse, yunanlılar ile bizler arasında da fiziksel farklılık yok bence. kültür büyük oranda aynı. kiliselerinde azizlerine yalvarışlarını gördüm. bizdeki evliyalara el sürmelere benziyordu. yenilen yemekler aynı, müzik aynı. öyle sanılan kadar bir farkımız ciddi anlamda yok. şimdi düşündüm de var aslında. çok temizler. yollar temiz, tuvaletler pırıl pırıl. ipsala'da türk tarafına geçince tuvalete girdik, bok götürüyor, sular akmıyor. yunanistan'ın en ücra tuvaletleri bile mükemmel ve parasız. bu arada, ülke pahalı bir ülke.

(meteora manastırlarından birisi)

neyse, meteora'daki manastırlar muhteşem. kayaların tepelerine resmen sanat inşa etmişler. haklarını yememek lazım.

kavala'da bir tek kale içi var. insanları genelde karadeniz'den gelmiş. zaten tipleri karadenizlilere benziyor. heyecanlı, aceleci tipler. şehir ise bizim küçük bir sahil kasabası gibi. şirin ve güzel.

(kavala)

yunanistan'da hala daha anten kullanılıyormuş :) yol boyunca dikkat ettim, fabrika falan yok. zaten ülkeyi gemi taşımacılığı, turizm ve zeytin ayakta tutuyormuş. zamanında ab'den daha çok para almak için zeytin sayısını fazla göstermişler. ab bu zeytinlikleri helikopterle denetlemek isteyince her tarafı plastik zeytinliklerle doldurmuşlar :) ülkede baraj, rüzgar gülü de görmedim. ama güneş panalleri vardı. yunanlılar kültür miraslarını çok iyi koruyorlar. inanılmaz bir bilinç var. tarihi roma-istanbul yolunun kalan parçalarını bile koruma altına almışlar. koruyabilecekleri her şeyi koruyorlar. ama tüm zenginliklerinin bizim ege kıyılarının toplamı kadar olacağını sanmam. mesela atina-istanbul kıyası yapılamaz.

velhasıl kelam; güzel ve temiz bir ülke. ama kışın çok soğuk..

17 Aralık 2014 Çarşamba

büyük rusya

sovyet rusya, 80'lerin sonlarına doğru mevcut yapı ile devam edemeyeceğinin farkına varmıştı. askerlerin karşı çıkmasına rağmen nispeten kontrol edilebilen bir bölünme yaşadılar. çünkü rus doğurganlığı azalmış ve rus nüfus oranı % 51 civarına gerilemişti. bağlı devletcikler onlardan ayrıldı ve bu sayede yeniden toparlanma için vakit kazandılar.


ama bu bölünme esnasında kendilerinden kabul ettiklerini vermemeye kararlıydılar. grozni gibi. şiddetli bir savaş ve neticesinde çeçen nüfusunun % 25'ini öldürdüler(toplam çeçen nüfus 1 milyon). böylece ayrılmak için iç çeken diğer küçük grupları da kendilerine tekrar bağladılar. toparlanma süreci şiddetli oldu. sovyet kazanımlarının hemen hepsi yağma edildi. eğitimli insanları ayağa düştü. ama artan enerji fiyatları sayesinde tekrar rus ayısı olabildiler. ta ki ukrayna'ya kadar..

ruslar büyük ihtimal ayrılmadan sonra kendilerine soğuk davranan ukrayna'ya uzun zamandır bozuktular. beyaz rusya'ya bozulmaya gerek yok. onlar hala daha avrupa'nın tek diktatörlüğü olarak yaşamaya devam ediyor ve rusya'nın ekseninden çıkmaya niyetli değil. ukrayna'nın da öyle olacağını tahmin etmişlerdir ama öyle olmadı. beyaz rusya ise esasında rusya ile birlik olacaklar ama lider kim olacak çekişmeleri var. neyse, ama diğer kardeşleri ukraynalılar ruslardan ayrılmaya pek niyetli. şunu bilmek gerekir. ruslar, beyaz ruslar ve ukraynalılar aynı ana-babanın çocuklarıdır. bizimle azeriler ve tatarlar gibi. aralarında öyle büyük büyük farklar yok(mesela bizim yazı dilimiz istanbul türkçesi olmasa ve her yöre kendi konuştuğu gibi yazsa uzun vadede yöresel dil ayrı dil olarak avrupalılar tarafından kabul edilebilirdi). rusca ve ukranca uzun vadede birbirinden ayrılmış yöresel ağızlardır. aralarındaki temel ayrılık olarak moğol istilası vakti gösterilir. o zamana kadar beraber anılan bu halklar, o zamandan sonra ayrım geçirmişler, moğollardan kaçan slavlar rus olarak adlandırılmış, kalanlar ise zamanla istilacılarla da karışarak ukraynalı olmuş. ayrıca günümüzde oluşan kiev ve moskova patrikliği ayrılıklarını da unutmamak gerek. bu kilise ayrılığı/din ayrılığı, yine birbiriyle bildiğin kardeş olan sırp, hırvat ve boşnakları perişan etmiştir.

neyse, sovyetler birliğini kuran 4 devletten biri olan ukrayna(diğerleri rusya, beyaz rusya ve transkafkasya) devleti yıkan üç devletten de biridir(rusya, ukrayna ve beyaz rusya ortak kararı). ruslar şimdi kontrollü bir yayılma peşinde. bunu önce gürcistan'da denediler. abhazya ve güney osetya'yı kendilerine bağladılar.şimdi ukrayna'nın rus bölgelerinin peşindeler. karadenize yeniden sağlam bir şekilde girdiler. en sonunda kazakistan'daki rus bölgelerini isteyecekleri şüphe götürmez bir gerçek.


oysa batının planları farklı. amerika, sovyetler bölündükten sonra kendilerine tehdit olabilecek üç bölge belirlemiş. balkanlar, orta doğu ve eski sovyetler. balkan kısmını yugoslavya'yı paramparça ederek ve her bölünen parçayı kendisine bağlayarak halletti. kalanını ise ab parçası yaptılar. orta doğuda ise peyki israil'i rahatlatmak için yaklaşık 25 yıldır süren savaş ve iç savaşlarla işi kotarıyorlar. geriye en büyük rakibi kalıyor. rusya'yı tekrar durdurmak.

ikinci dünya savaşı'ndan sonra stalin temelde kimseyle kapışmak istemiyordu. o, rusya'nın hep batıdan işgal edildiğini bildiği için doğu avrupa'yı elinde tutup tekrar işgali önlemek istiyordu(patton kuvvetli bir işgal taraftarıydı mesela) ve savaşın gerçek kazanını olarak buna bence hakkı vardı(o savaşta 30 milyon sovyet vatandaşı öldü). ama çapsız truman yönetimindeki amerika, yeni savaş meraklısı kadrosu sayesinde tüm dünyayı istiyordu. ruslar ise çevresini tamamen saran amerikan devletcikleri, üsleri, uzun menzilli amerikan bombardıman uçakları ve en önemlisi atom bombası yüzünden korkuyorlardı. atom bombasını amerika'dan çalınca ve çin komünist olunca amerikalılar kendilerini tehlikede hissetti ve soğuk/sıcak savaş başladı. amerika, dünyanın her yerinde komünistlerle savaştı(kore, vietnem, afganistan hatta türkiye) ve sovyetlere karşı kazandı. şimdi doğu avrupa'dan yıllarca süren ekonomik savaş neticesinde attığı rusları, ukrayna'dan da atmak istiyor. ekonomik savaşı yeniden yürürlüğe soktu. rusların en büyük gelirine çomak sokup petrol fiyatlarını dip seviyelere getirdiler. suudiler, petrol 40 dolar olsa bile üretimi azaltmayacaklarını açıkladı. dolar sürekli değer kazanıyor ve ruslar anlaşılan o ki yine uzun vadede kaybedecekler.

her zaman derim; amerika, rusya'dan daha büyük bir tehdittir. çok güçlü ve sinsidir. bu şartlarda yaşama devam edebilmek için demokrasi ve insan hakları adı altında yemedikleri nane kalmamıştır. gezegenin en büyük belasıdırlar. şimdide kendi egemenliklerini tehdit edebilecek olan ruslara hadlerini bildirmek istiyorlar.

(1980-soğuk savaş zamanı dünya paylaşımı)

10 Aralık 2014 Çarşamba

bıraktım sigarayı


(esin iris - bu gece)
bıraktım sigarayı
bıraktım üzülmeyi
bıraktım arkadaşları
bıraktım oldu bitti :)

on gün oldu be, şöyle oynak bi şeyler çalmak farz oldu :)

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.