28 Ekim 2021 Perşembe
malthus'un nüfus kuramı
22 Temmuz 2021 Perşembe
İsveç
31 Mayıs 2021 Pazartesi
taharet musluğu 6
22 Mart 2021 Pazartesi
levan polkka
22 Şubat 2021 Pazartesi
şarkıcı ege'nin eski sevgilisi
23 Aralık 2020 Çarşamba
hekimoğlu
dr. house'u izlememiş biri olarak yazayım; çok şey kaçırmışım. türk versiyonu bu kadar güzel ise orjinali efsanedir.
umarın reyting yüzünden şu diziyi bitirmezler.
yakın zamanda house'un cd'lerini alıp toptan izlemeyi düşünüyorum.
26 Kasım 2020 Perşembe
diego
bazı insanlar ölümsüzdür. 86'da ingiltere maçını hatırlarım. siyah beyaz tv'de izliyorduk. belçika maçını hatırlamasam bile alman finalini yine hatırlarım. daha sonra 32. gün'de mehmet ali birand'ın onu ekrana taşımasını ve anlatmasını net şekilde hatırlarım. 90 dünya kupası finalinde o kaybedince hüngür hüngür ağladığımı bilirim. sokakta top oynarken "ben maradona'yım" bile diyemezdik. 94'te dopingli çıktığında maradonasız dünya kupası nasıl olur diye düşünmüştüm. hey gidi..
seviyoruz seni..
24 Kasım 2020 Salı
kasım
nişanyansözlük'e göre kasım, bölen taksim eden anlamına gelen arapça bir sözcüktür. önceki adı sümer-babil-ibrani-süryani-aramice kelime olan tisri-den gelme osmanlı zamanı teşrin-i sani cumhuriyetle birlikte ikinci teşrin.
ilginçtir, teşrin ne demek diye bakınca doyurucu bir cevap yok. tdk, yılın on ve onbirinci ayına verilen ortak ad diyor. nişanyansözlük ise rumi takvimin sekizinci ve dokuzuncu ayları, ekim ve kasım sözcüğünden alıntıdır demiş. arapça sözcük aramice/süryanice tişrin "arami/süryani takviminin yedinci ayı" sözcüğünden alıntıymış. anladığım kadarı ile kendileri yedinci demek. bu da demek oluyor ki arami/süryani takvimi mayısta başlıyor. yani hızır günleri ile birlikte.
bilirsiniz, november de onuncu demek. çünkü eskiden takvim mart ayında başlıyordu. 1 nisan şakaları geçmişi de bu takvime dayanır.
not: fotolar google'dan..
23 Kasım 2020 Pazartesi
itiraf
eski yazıları ve yorumları okurken fark ettim. bazen gereksiz şekilde sert yazıp, yorumlara aptalca cevaplar veriyormuşum. bu yüzden ben de eğlenceli bir parça yayımlayayım, keyfimiz yerine gelsin diyorum!
i will stop
(duracağım)
i will stop at nothing
(hiçbir şeyde durmayacağım)
say the right things
(doğru şeyleri söyleyeceğim)
when electioneering
(seçim geldiğinde)
I trust I can rely on your vote
(oyuna güvenebileceğimi biliyorum)
when i go forwards you go backwards and somewhere we will meet
(ben ileri sen geri giderken bir yerde buluşuruz)
riot shields
(isyan kalkanları)
voodoo economics
(voodoo ekonomileri)
it's just business
(sadece iş)
cattle prods and the IMF
(sığır sopaso ve IMF)
i trust I can rely on your vote
(oyuna güvenebileceğimi biliyorum)
when i go forwards you go backwards and somewhere we will meet
(ben ileri sen geri giderken bir yerde buluşuruz)
6 Kasım 2019 Çarşamba
mak cagır
seviyorum bu parçayı. tabi like jagger kısmını uzun süre mak cagır diye algıladım, o ayrı. olsun, benim de jagger gibi hareketlerim var, valla bak..
And aim for my heart if you feel like it
Take me away and make it okay
I swear I'll behave
I put on a show now we're naked
You say I'm a kid my ego is big
I don't give a shit and it goes like this
Kiss me 'til you're drunk and I'll show you all the moves like Jagger
I've got the moves like Jagger
I've got the moves like Jagger
Look into my eyes and I'll own you with them moves like Jagger
I've got the moves like Jagger
I've got the moves like Jagger
You're broken and scarred
Nothing feels right, but when you're with me
I make you believe that I've got the key
17 Ekim 2019 Perşembe
VCD
97'nin sonbaharında cebimde para var ve deri mont ile müzik seti alma arasında kalmıştım. sonra ikisini de alıp bir güzel battım, o ayrı mesele, ama müzik setinden bahsedeyim.
neyse, bir dükkana girdim. philips'in iki modeli arasında kaldım. biri siyah biri gri. ama gri çok şık. ikisinin de özelliklerini sordum. siyah olanında VCD özelliği var dedi satıcı. VCD ney dedim, ben de bilmiyorum dedi. o bile bilmiyorsa niye siyahı alayım ki dedim, aldım griyi.
ve o kış kanal d VCD player ve film satışlarına başladı. işte o anda anladım VCD ney!
zaten 2000 gibi korsan cd işi başladı. her yerde madonna, queen toplama cd'leri vardı. sonra kazaa'yı öğrendim. yükle bilgisayara, oh miss..
akabinde hiçbir şeye gerek kalmadı. kulaklıkla kasetten walkman dinlediğim günlerden telefona geçiş yapalı çok oldu..
not: fotoğraf temsilidir! benim müzik setim senelerdir babamlarda durup duru..
24 Nisan 2019 Çarşamba
taharet musluğu - 5
gerçek midir bilmem ama fotoğraf twitterdan. "ama taharet musluğu yok ki" dediğinizi duyar gibiyim ve evet gerçekten yok. maşallah, ibretlik bir paylaşım..
18 Aralık 2018 Salı
bir zamanlar buralar arsaydı!
ben bile eskisi gibi kitap okuyamıyorum, film izleyemiyorum. duyunca birden bire çarpıldığım şarkı pek kalmadı. evde bilgisayar kullanmıyorum. doğal olarak benim de blogda işim bitti. can sıkılınca girip ne var ne yok diye bakıyorum sadece. yeni blog keşfetme işi zaten bitti. sanki bir süre sonra bu blogger kapanacak.
neyse, eski zamanlarda kalan okuyucularımdan aklımda kalanları yazayım. şu an ne yaptıkları hakkında tahminlerde bulunayım. belki bir kaç tanesi tutar!
aşkın: kendi blogu olmayan, bloglar arası dolaşıp yorumlarda bulunan bir yorumcuydu. sanırım şirketini yönetiyor. artık yok..
pink freud: izmirli, okuyan, güzel yazılar yazan bir insandı. tahminim yurt dışında..
ruhum özgür: nikini hatırlayınca gülen bir insan yüzü geliyor aklıma :) yazdıklarından gördüğüm kadarı ile çoluk çocuğa karıştı.
baron von plastik: bana kiremit çatılı camiileri sevdiğimi hatırlatan insan :) çoluk çocuğa karışmıştı ama sanırım blogdan sıkıldı.
bossa nova: yazılarını zevkle okuduğum, eğlenceli bir insandı. en son evlendiğini biliyorum. sanırım çoluk çocuğa karıştı.
sena: kayboldu. tahminim yurt dışında.
sürüden ayrılan koyun: en son askerlik maceralarını okuyordum. tası tarağı toplayıp gitti. bence çoluk çocuğa karıştı..
burcu sıkgısıyrıq: tamamen ortadan kaybolan bir insan daha. zamanında radiohead'e alt grupluk yapan bir kadın rock grubunun parçasını paylaşmıştı. blogu kapayınca o şarkıyı da kaybettim ve bulamıyorum. kendisi uçtu gitti..
pembe gözlüklü kedi: hatırlamaya çalıştıkça bu kişiyi de hatırladım. napıyor acaba?
dream white: çok çok eskilerden bir kişi daha. feylesofumuz bence bir üniversitede felsefe bölümünde öğretim üyesi..
ful yaprakları: en son işten ayrılış hikayesini hatırlıyorum. napıyor acaba..
marla: adanalı bu metalci insanı da yok oldu gitti. bence çoluk çocuğa karıştı..
efsa: bira ısmarlayamadığım insan. tahminimce buralardan sıkıldı..
nikini veya kendisini unuttuklarım varsa eğer affola.. kusura bakmasın..
25 Ekim 2018 Perşembe
sözlük
neyse bu karı bana sonra facebook'tan ulaştı. içmiş ve bana ancak öyle yazabileceğini söylüyor. "nabıyormuşum nasılmışım" falan işte. direkt mesajı sildim. cevap vermedim.
şubat ayıydı. sözlükte yeni hesap açıp beni eklemiş. şann nikli, erkek sandım. erzurum ile ilgili bir şeyler yazmış bana. bende "gardaşş erzurumlu musun" dedim. "bilmiyorum, doğmuşum sadece" diye cevap geldi. siklemedim önce, cevap yazmadım. 2 gün sonra bir mesaj daha: "sen hep bu kadar salak mıydın? samimiyetten soruyorum, bir nevi çakma hemşerilik pasına cevaben.." bi -la havle çektim, uğraşmayım artık şununla diye düşünüp cevap vermedim. manyak mıdır nedir diye düşünüyorum bir yandan da ama o karı olduğu aklıma gelmiyor.
neyse geçen hafta sözlükte bülent ersoy hakkında yazıların forumcusuna bakıyorum. güzel bir forumcu var. bende yazayım dedim. meğer karının yazdığı yazının forumcusuymuş. yazdım ya, anında mesaj geldi. şann nikli kişi. haydaa gene ne diyor bu denyo dedim ve açtım. yazdığının ilk satırını okudum ve sinirlendim: "adına "kural koyucu tarafından" dost listesi denen ama benim ezberim, malum "aptal" kadar kuvvetli olmadığı için sadece "liste" dediğim takip şeysine eklemişsin zatımı.. "
burayı okudum. "yahu birader"ben sizi engelledim. ama forumcudan yazılanlara bakarken sizin yazınızın altına yazmışım. mesajdan sonra silerim. mesajın devamını okumadım. büyük ihtimal hakaret etmişsindir, okumak istemedim. seni kaale almıyorum, git başımdan" dedim. anında cevap: "yalanı da öğrenmişsin.. aferim.."
bir "haydaa, kim bu denyo" derken ilk mesajın devamını okuyayım dedim. şöyle yazmış:
"bu durumda sana nasıl bir temennide bulunmam gerekiyor?.. misal şöyle olabilir mi: "benden nefret ettikleri halde beni listesine ampul edenlerin kıçlarına girsin o ampuller. telefon sapıklığı kadar patetik bir durum lan bu. düşsünler artık yakamdan. haa bu arada bunu diyen, sosyal medya hesaplarımı da izliyor.. teknoloji garip şey! kimin kimi izlediğini bilgisayarının bilmem ne özelliğine kadar eline veriyor.
öylesine bir bilgi notu olsun, zekasını komplekslerine peşkeş çekmiş, söylediği yalanlara inanan ve müsait bir aptal bulunca inandıranlara dair.. şimdi kısaca sana şunu diyorum.. istediğin kadar beni listene ekleyip takip edebilirsin.. bir ampülün anal nurundan medet umacak kadar süzme salak değilim..
aman da çok önemli not: nasıl oldu da öğrendin deme olur mu?.. ey gidi.."
kafam şarj etti o an işte. ampul yandı birden bire. "lan" dedim "bu karı manyak ve aptal. kendisini takip ettiğimi sanıyor." sanki bu kısmı hiç okumamış gibi devam ettim bende iste ve erzurumlu olmadığımı, peşimi bırakmasını, sülük gibi yapıştığını söyledim. cevap geldi:
"konu erzurum falan değil, gayet iyi biliyorsun.. her neyse.. ben mesajın yerine(!) ulaştığından eminim.. ya da ulaşacağından.. bir piyon başka ne işe yarar ki? "
hööö dedim kendi kendime. "birader, ben piyon falan değilim, sadece git başımdan hala bırakmıyorsun" dedim.
"len ne biraderi allahın salağı yaw:) ya yok senin hakkaten kafan durmuş bi noktada.. sabitlenmiş.. neyse yav.. şifa diliyorum:P" diye cevap yazmış. hala erzurum'dan bahsediyorum ya, kendisini tanıyamadığımı sanıyor. o da benim iyice aptal olduğumu sanmış ahaha.. cevap yazdım bende "yahu sana sülük dedim anlamadın, siktir git dedim anlamadın, ne igrenç biriymişsin sen, sanırım kadınsın ve sanırım eski sevgilimsindir ve seni çok iyi becermişim tadı damağında kalmış, vazgeçemiyorsun benden, ama bi siktir git artık" dedim.
"evrensel gerzekliğin tescili.. yav ben sana siktir git demişim zaten.. bik bik yok okumadım mesajını yok şu bu diye kıvıran sensin..
ha bu arada ben sana siktir git desem kadın ağzında anca böle durur işte: siktir git!..
ama sen bana diyince.. hakkaten rezil bi ifade biçimi oluyor be.. "
ahahahaha, süper komik lan bu kısmı, çok eğlendim burada. "bi daha yazarsan okumadan sileceğim yazdığını, bi bok yazma, düş yakamdan" dedim. cevap geldi hemen. okumadan sildim. sonra oraya buraya yazmış iste, "hayatımda bu kadar salak ve gerizekalı birini tanımamıştım" diye. tescilli yoldan kurtulmuş oldum. bir daha da bir şey yazmadı ama yazar yine. mal çubuğu çünkü..
ve varya aslında bu aptala yatma oyununu tercih etmesem daha çok yapışırdı ve sürekli oradan buradan bir şeyler yazıp yakamdan düşmezdi. ama aptal olduğumu düşününce yakamdan düştü. çünkü hiç kimse aptallara tahammül edemez. süperim lan ben, seviyorum kendimi...
7 Ağustos 2018 Salı
her zaman güzel kadınlar
naz elmas
adını ilk duyduğumda "böyle isim mi olur lan" diye tepki vermiştim. meğer o zamanki sevgilimin ikinci adı da naz'mış. bir dünya laf işitmiştim. bende böyle bir hatırası kendisinin. neyse, şarap gibi kadın. yıllar geçtikçe ve olgunluk çöktükçe üzerine, güzelleştikçe güzelleşiyor. hastasıyım..
mine tugay
hayalet'in sevgilisi rolünde izlemiştim kendisini. tam olarak diyebilirim ki taş. güzel olmadığını söyleyen çarpılır. yüzündeki hırs ifadesi ve masum gülüşü mükemmel harmanlamış ve ona inanılmaz bir çekicilik katmış. kadınsı kıyafetlerden daha çok spor ayakkabı, gömlek ve kot yakışıyor. fazla makyaj yapmasına gerek yok. parçalarım..
tuba ünsal
eski zamanların lolitası, yeni zamanların hala daha hızlı çapkını. bu kadın, erkek olarak doğsa ülkenin sayılı çapkınlarından olurdu. onu bu kadar çekici yapan detay erkeği kullanıp atma potansiyeli. gerçi yüzü yavaş yavaş çöküyor, eski tazeliği ve diriliği yok, göz altı torbaları çok belirgin bir halde. yine de hala güzel, hala seksi. ölürüm..
nergis öztürk
zeki demirkubuz filmlerinin kadrolu oyuncularından olan bu kadın eskiden de güzeldi, şimdi de güzel, gelecekte de güzel olacak. kıvırcık saçları ve hafif çekik gözleri ile çok güzel. bayılırım..
öykü serter
seneler önce sevgilisinden ayrıldığını magazin basınından öğrendiğimde içimde bir an bir umut doğmuştu. "acaba bana bakar mı?" bu blogdan kendisine olan hayranlığımı da dile getirmiştim. doğal olarak haberi bile olmadı. olsun, haberi bile olmadı. hala omuzlarına hastayım, hala gülüşüne bayılırım. dağılırım..
janset
ayrılsak da beraberiz dizisinin kıvırcık saçlı harika kadını. sendikalı olduğundan beri veya kendisi artık oynamak istemediğinden beri sadece 1 mayıslardan 1 mayıslara haberini alıyorum. ortalıktan tamamen yok oldu gitti. olsun, yeni fotoğrafları medyaya düşmese bile gönlümden hiç düşmüyor, hep aynı yerinde kalıyor. olay çıkarırım..
sanem çelik
üniversite çağlarımın kadını, benim için bir efsane, tam anlamı ile çekici. aliye dizisini seyretmesem bile malum olaydan sonra uzun süre ortadan yok olması ve şimdi yine yeniden piyasaya çıkması vs vs vs. hala güzel, hala enfes. dizlerinin dibinde yığılıp kalırım..
ve vs..
...
ilet:
en sevdiğim yazılarım
2- tanrı, şeytan ve her şey hakkında
3- mesih, deccal ve armageddon savaşı
4- hepimiz öleceğiz!
5- anormal düzeyde ilişki yaşayan insanların bilmediği gerçekler
6- quentin taratino'nun arka koltuk sendromu ve winston wolf
7- new amsterdam'dan new york'a ve saint peter
8- haberin yok, ölüyorum
9- bursa hakkında bilmediğiniz gerçekler
10- çizgilere basarak yürümeye çalışan insan
11- olasılık çiftler, gerçeklik katmanlar halindedir
12- ebedi rekabet
13- kuş sütüyle beslerim seni
14- tembellik hakkımız, söke söke almalıyız
15- tek eşliliğin insan doğasına aykırı olması
16- hazza ulaşmak ne kadar zor ulan!!
17- kafaların güzelliği
18- judith vs holofernes









