heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

18 Ekim 2010 Pazartesi

kendini çalışmaya vermek, sapıklıktır!

çalışmak, eski türkçede vuruşmak, çarpışmak, tokuşmak, güreşmek anlamlarına gelirmiş. mesela deriz ya kavga esnasında "yüzüne çalış" diye, taa o zamanlardan kalmaymış! aynı zamanda çalışmanın kökü, gördüğünüz üzere 'çal'maktır. çal ise eski türkçede çarpmak, vurmak, kakmak, ayakla vurmak, bıçak vurmak, çamur veya boya vurmak, alacalı hale getirmek anlamına geliyormuş. günümüzde ise hırsızlık yapmak anlamına da geliyor. gördüğünüz üzere biz türkler çalışmak kelimesini uzun süre şu andaki anlamı içinde pek kullanmamışız veya çalmak, esasında çalışmak demekmiş.

sapıklık ise toplumun kabul ettiği normal ölçülerden ayrılıp, yanlış yola sapmak demektir. toplumun büyük bir kısmı cinsel sapık olduğu halde, bunu gizli yaptığımız için hala daha, ayan beyan ortaya çıkan sapıklıklara 'şaşırıyormuş' numarası yapabiliriz.

neyse, lafı uzatmayayım. toplumun para ve mal hırsı konusunda normal bir ölçüsü yoktur. çünkü herkes ayan ve beyan bir şekilde para ve mal ister. bunun için çabalar ve gösterişini yapar. bu yüzden bu toplumda cinsel sapıklıktan daha çok, mal mülk edinme sapıklığı vardır. herkes ev istemektedir, herkes son model arabaya binmeyi arzulamaktadır. toplumun genelinin erkekleri daha çok kadın, kadınları ise altına arzu duymaktadır. insanların para konusunda davranışları, aşk işlerindeki davranışlarından daha gariptir. paraya daha çok sadıktırlar ve mülkiyet kesinlikle ve kesinlikle hırsızlıktır. elbette hırsızlık da mülkiyettir.

yeni neslin önemli bir kısmı, üniversiteyi bitirdikten sonraki sürecini kendi belirliyor. ne zaman askere gidip, ne zaman ve kiminle evleneceklerini, kaç çocuk yapacaklarını, ev ve arabaya ne zaman kavuşacaklarını, kendi işlerini kurmaya kalkarlarsa bu işe ne zaman başlayacaklarını hesaplıyorlar ve hayatlarını bir plana göre yaşıyorlar. benim hayatım boyunca duyduğum en büyük sapıklık işte bu plandır. 20 yıl sonrasını hesap etmek kadar ahmakça bir şey olamaz ve tüm süprizleri öldürdüğünden heyecan hikaye olur. heyecan yoksa eğer, hayatın bir anlamı olduğunu sanmıyorum. seri tecavüz canavarı olun, böyle bir yaratık olmayın!


mal ve mülk hırsı o raddeye çıkmıştır ki, uyuşturucu ne derece saygıdeğer bir şeyse, çalışmak da o derece saygıdeğer hale gelmiştir. ikisi de insanı oyalar. kendini unutturur. oysa ne kadar çok çalışırsanız çalışın, altı üstü bir arabanız, ölmezseniz de bir eviniz olacaktır. çalışmaya inanmak, çalışma inancını çevrenize yaymak, aptallığa inanmaktan başka bir şey değildir.

çalışmak, dua etmek gibi bir şey olabilir. çalışanlar zaten bu yüzden, kumlara başına gömen devekuşlarına benzer. çalışmak, insanın kendisinden kaçıp saklanması demektir. geri zekalı çalışma müptelalarının, daha çok mal ve mülk isteyenlerin, büyük iş adamlarının çalışmaya bu denli hayran olmalarının nedeni ise, çalışma sayesinde var olduklarına inanmalarıdır. tyler durden'ın "yaptığın iş değilsin" sözünü tersine çıkartmaya çalışırcasına uğraşıyorlar. ancak ve ancak bu sayede kendilerini önemli sayıyorlar. bir insanın toplumdaki yerini sağlayan ve uzmanlığa dayanan bir işlevi vardır. bu işlev insandan daha önemlidir. hatta bu işlev, insanın ta kendisi olur. filmlerde bile görürüz bunu. yaşar adlı kişi ustadır, mahmut adlı kişi hocadır. gerçek hayatta gözümüze gözümüze sokulur. o kişi milletvekilidir, bu mankendir, o futbolcudur. yanlarındaki o meslekleri ortadan kaldırdığınızda ise geneli kocaman bir hiçtirler. yaşar ve mahmut sıradan kişilerdir. recep, kemal ve devlet de sıradandır. çünkü bu işlev dışında kalan özellikleri gereksizdir. bu işlevler çalışarak, reklamlarını yaparak herkese gösterilir. bu yüzden çalışmak, toplumda saygın bir yer işgal etmekle eşdeğerdir.

bu sapıkları tanımak kolaydır. bu kişiler hiç emekli olmak istemeyen tiplerdir. bunlar çalışmasalar, yeryüzünde var olamayacaklarını düşünürler. bu tiplerin ruhu, pis kokan hava boşlukları gibidir. çalışmayı bir bırakasalar, gerçekte ne olduklarını anlarlar; kocaman bir hiç. böyle bir tehlikeyi asla göze alamazlar. çünkü kazanılan para, ismin yanına getirilen ünvan, insanın yürekliğini, kendine olan güvenini artırmaktan başka bir işe yaramaz.

bir süre çalışmayın ve çevrenizdekilerin size hangi gözlerle baktığını görün. çünkü kendi hakkımızdaki gerçekleri öğrenmek, oldukça büyük bir yiğitlik gerektirir.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.