heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

15 Temmuz 2009 Çarşamba

ayrıntıladım - 4



tayyip adını herhangi bir yerde görünce kendimi amerikan filmlerinde savaşa giden askerlerin haykırışları içinde buluyorum; "yip yip", "hurra!!" "yip yip", "hurra!!"

kadınlar anlaşılabilir varlıklardır. bir hafta vakit geçirirseniz onları kolayca anlarsınız. yani bu işlemde herhangi bir sorun yoktur. gerçek sorun ise bir kadını anlamak için çabalamaktır. bir kadını anlasanız bile anlamamazlıktan gelin. gerçek keyif o zaman başlar.

basic instinct'de ki sorgulama sahnesinde sharon stone, üzerinde beyaz kıyafeti, elimde sigarası ile son derece rahat bir şekilde oturmaktadır. birden bacaklarını aralar ve onu sorgulayan dedektifler kan ter içinde kalır. nefesleri boğazlarında düğümlenir. elleri ile gömlek yakalarını çekiştirip nefes almaya çalışırlar. yani demem o ki; bir kadının sadece bacaklarını aralaması bile erkeği nefessiz bırakabilir!

süper kahraman olmak için ille de nükleer reaksiyona maruz kalmaya gerek yoktur. mutasyon zaten doğada vardır. türlerin çeşitliliği için olmazsa olmazlardandır. mesela bitkilerde çok görülen bir durumdur. ama bitkiler süper kahraman olamazlar!

malum, hitler de seçimle geldi. ama üstüne darbe yaptı. tarihe reichstag yangını olarak geçen olayı bahane ederek(ki yakan da kendi militanlarıdır) tüm muhalefeti ortadan kaldırdı.




galactic empire'ın muhteşem silahı death star içinde, kendini grand moff tarkin sananlar var! ama alderaan zaten yok oldu.

çikolata bir gıdadır. çukulata ise bir kadın çeşididir!

300 spartalı kahraman hikayesi daha önce çekilmiştir ve ben izledim! hikayede kısaca 300 kişinin 10.000 kişilik pers ordusunu nasıl yendiği anlatılıyor. hikayenin salaklığı da burda zaten. 10.000 kişi aynı anda tükerse o 300 kişi boğulur lan!

alemin en kral bebeği ve katili olan chuky'den tahrik olacak olan insanları arıyorum! eğer böyleleri varsa kesin benden de tahrik olur, ben o kişilere ne yapacağımı biliyorum!

çizgilere basmadan yürümek sıradan bir takıntıdır. önemli olan çizgilere basarak yürümeye çalışmaktır.

dude ve walther, parayı bırakmak için arabada yol almaktadırlar. ama normalde ahbapın tek gitmesi gerekmektedir. çünkü big lebowski ile öyle anlaşmışlardır. büyük ve küçük lebowsky arasında şöyle bir konuşma geçer;

ahbap: bak dostum, hadi ama, kime inanacaksınız? o heriflere mi yoksa bize mi? biz lanet parayı bıraktık.
lebowski: biz?
ahbap: yani ben, saygıdeğer anlamda biz! bilirsin, geniş anlamda ben!!!

kırbaçlı kadından hoşlanmam. (nietzsche)

erich von daniken, oldukça önemli bir malzemin üstüne yatıp, bu konuyu saçma sapan bir şekilde kitaplarında işleyip, paraya para demeyen bir insandır. bahsettiği uzaylılar konusunu en iyi, ayrıntılı ve tutarlı bir bilimsellik içinde işleyen zecharia sitchin'dir. onun şansızlığı, kitabını daniken dangalağından sonra çıkarmış olmasıdır.

"filmin ilk yarısında görülen bir tabanca, filmin ikinci yarısında ateş alır" derler. evet, ultimo tango a parigi'de de öyledir. maria ablamızın fransız lejyonundan emekli, ölmüş babasına ait tabanca, marlon abimizi vurur.

ilk günah kavramı sümerlerden kalmadır. onların efsanesine göre tanrılar(ki tevrat da tanrılar-elohim- ifadesini kullanır) toplanır ve nefilimlere(ki tevratta da bu vardır) yardımcı olması amacıyla(çünkü nefilimler çok çalışmaktan dolayı isyan etmişlerdir) lulu amelu(yani bildiğimiz amele)'yu yaratır. ancak aşağı dünyanın tanrısı enki, bu insana iyiliği ve kötülüğü ayırt edebilme özelliğine sahip olabilecekleri meyveyi koparmalarına göz yumar. akabinde olaylar gelişir.

cin ali, şirinler gibidir. yani götsüz ve çüksüzdür.

bir yılbaşı akşamı aksaray'dan taksim'e geçmeye niyetlenen ben ve x kişisi, pezevengin biri ile muhatap olmak zorunda kalır;

"abi, eğlence lazım mı?"
"yok hemşerim, ben bursalıyım!"

yıllar yıllar önceydi. hem mazotla hemde benzinle çalışan motor bulan büyük insan necmettin erbakan, iskandinav ülkelerinde islam'ı yaymaya karar verir. artık iyiliği emredecek, kötülükten men edecektir. ama yazları bol gündüzlü, kışları karanlık bu coğrafyada nasıl namaz kılacağını, orucu nasıl tutacağını bile yeni öğrenen bu süper kahraman, en sonunda tüm iskandinavlar gibi kendini death metal'e verir. saçlarını uzatır, gözlerine sürme çeker, dişlerini biler. artık viking kanı tatma vakti gelmiştir!

"bin kere gidip gelirsen, iki kere boşalırsın" der tao!

en ünlü türk geyikleri elbette noel baba'nın geyikleridir. çünkü noel baba anadoluludur. o zaman onun geyikleri de türktür. siz bakmayın isimlerinin gavurca, yaşadıkları yerin kuzey kutbu olduğuna. hepsi harbi geyiktir. delikanlıdır!



şu tüketim çılgınlığına kapılmış günümüz insanının tüm tüketim tercihlerini kadın belirler. kadınlar için eşya alırız, parfüm süreriz ve boxer giyeriz. ama kadınların ellerinin yetişmediği tek sektör pornodur. pornada temel tüketici erkektir. her şey erkeğe yöneliktir. elimizde kalan son sektörü de sağlıksız diye nitelememek gerekiyor. bu kadın zırvalarını bir yana bırakıp doya doya porno izleme özgürlüğümüzü bok etmeyelim. sağlıklı bir erkek porno izler!

hiç yolunuz philedelphia'ya düştü mü? sizi bilmem ama benim düşmedi. allah düşürmesin zaten. hava limanında bir sürü eziyet çekiyormuşsunuz. neyse italyan aygırı rocky balboa, gri renkli eşofmanı ile koşarken sürekli merdiven çıktığı bir yer vardır. hiç philedelphia'ya gitmediğim için o merdivenler şehrin neresindedir, bilemeyeceğim. işte o merdivenlerin sonunda rengi kara olsa bile bir rocky heykeli vardır. yumrukları önde bir şekilde gardını almıştır. oysa rocky hiç öyle durmaz. kazık gibi dikilir ve yumrukları yemeye başlar. yani o heykel aslında rocky'i temsil etmiyor. işte o heykelin olduğu yerde bir müze varmış. sanırım müzenin içinde eye of the tiger eşliğinde rocky'nin eski maçlarını, kemerlerini, şortunu, eldivenlerini, çalıştığı ringi, apollo ile birbirlerine karşılıklı yumruk salladığı resmi, kara boğa'nın sakallarını, ivan dragon'un saç derisini, ivan'ın göğüsleri süper olan karının silikonlarını, "edriyınnnnnn" derken rocky'in fotosunu, yumrukladığı etleri, yumurta kırdığı bardağını, rusya'da kaldırıp indirdiği ağaçları, ruslara demokrasi götürdüğü için aldığı nobel barış ödülünü falan sergiliyorlar. daha da yazabilirim aslında. ama uğraşamayacağım. yeter.

hepimiz aynı dünyada yaşasak bile farklı dünyaların insanları olduğumuz için birbirimizi sevmiyoruz!

sömürge zamanı ingilizler ilk önce düşmanı yoğun topçu ateşine maruz bırakırlarmış. akabinde kırmızı ceketli askerlerimiz üç sıra halinde düşmana doğru ilerler. düşman atış mesafesine gelince önce ön sıra, daha sonra arka sıra ve en son son sıra ateş eder. sıraları geçen tüfeklerini doldurur. böylece düşman sürekli ateş altına alınır. en sonunda süngü takılır ve düşman süngüden geçirilir. makinalı tüfek icat edilinceye kadar bu sistem uygulanmıştır. düşman siperlerdeyse süvariler kullanılır. ancak yine makinalı tüfekler ile süvari olayı ortadan kalkmıştır. zaten bu yüzden ingilizler tankı bulmuştur!

3 yorum:

Coquettish dedi ki...

nietzsche ağbimin söylediği ne kadar da ironik! ah beni güldürdü.

http://www.nietzschespirit.com/pages/1882_Cart.jpg

tao'ya katılmamak elde değil, bunu yapacak adam gözde değil.
...
işte o yüzden dünyalardan nefret ediyorum!

gerisi önemli değil... dedi ki...

lou andreas salome vardır niçe nin yanıp tutuştuğu, onun için söylemiştir bu lafı, çünkü linkteki fotoda salome nin elinde kırbacı, bir at arabasının üstünde, beygirlerin olduğu yerde de niçe ve rilke var, efsane bir fotodur, salome de büyük kadındır :)

adam taocu seksi bulmuş, normaldir.

omegle dedi ki...

Adam sanat yapıyordu çekemediler.Şimdilerde sanatıda bıraktı.

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.