heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

15 Temmuz 2010 Perşembe

babalık kurumunun gereksizliği


her zaman doğruluğuna inandığım bir tespitim vardır; "isa'nın bir babaya ihtiyacı olsaydı tanrı onu babasız doğurtmazdı!" hatta devam da ederim; "muhammed'i düşünün, o bile babasının ölümünden sonra doğdu." iş musa'ya gelince daha da vahim bir durum vardır. musa'nın da babası amran'dır(harun ve miriyam'ın da babası). ama evlatlık yetiştirilmiştir. ilahi olduğu söylenen dinler dışında budizm'den bahsedersek eğer buddha'nın babası yoktur. vardır aslında, ama bir fildir. anası fille çiftleşmiştir(!) ilahi dinlerin en büyük düşmanı olan deccal'in de babası bir insan değil. anası bir çakal ile çiftleşince deccal doğacaktır. çakal deyince aklınıza gelen şey elbette çakal başlı tanrı anubis olur. mısır'ın en büyük tanrılarından biri olan horus da babasının ölümünden sonra doğmuştur. hatta şöyle diyeyim, babası ölmüştür, anası isis, babası osiris'in parçalanan vücudu birleştirir, en önemli organ olan penisi de yerine koyar ve bir ölü ile çiftleşerek horus'a hamile kalır. en sonunda adem'den bahsedersek eğer babasının olmadığı zaten malum. acaba bu yüzden mi iki oğlu arasındaki rekabeti önleyemedi? tarihteki ilk babadan başlayarak zamana yön vermiş neredeyse bütün büyük isimlerin babasız olması neyle açıklanabilir acaba? adem'in, habil ile kabil arasındaki kan dökmeyi önleyemeyip büyük bir başarısızlığa imza attığı düşünülürse onun erkek torunlarının, tanrıların bu işi kotaramayacağı belli oluyor.

gerçekte ise ilk insanların babasını bilmediği, sadece anneleri tarafından yetiştirildiği bilinirse babalık kurumunun erkek egemen toplum ile ortaya çıktığı düşünülürse, erkek milletinin hala daha neden bu kadar çok babalıktan uzak bir yaşantıya sahip olduğu rahatça anlaşılır. bu devirde erkekler, çocukların nasıl ortaya çıktığını anlayamazken, bu olayı kadınların sihrine bile bağlıyorlarmış. bu yüzden ilk doğa üstü güçlerin kadın olması, bereket tanrıçasının kocaman göbek, göğüs ve vajinası olup, el, koldan, baştan ve bacaktan yoksun olması doğaldır.

doğadaki hayvanlar bile(istisnalar hariç) dölleyip kaçarken yavruların tüm büyüme süreci dişiye kalırken, insanlarda durumun farklı olmaya çalışılması oldukça saçma. çünkü "babalık" diye bir önsezi yoktur. sonradan geliştirmeye çalışmak ise zorlamalar yüzünden baştan aşağıya felakete dönüşebiliyor. erkekler doğdukları andan itibaren özgürlükleri korunarak yetiştirildiğinden herhangi bir eve, kişiye bağlılıkları da gelişmiyor(istisnalar hariç). çünkü güçlü olanın bir şartı da özgür görünebilmektir. şu efendi adam, piç adam konusunda kadınların tercihi bile bu durumu ortaya çıkarıyor.

tarihte bile durum böyledir. rusların çarı birinci petro(bizce deli) oldukça zeki olduğunu düşündüğü oğlunun devlete ilgisizliği yüzünden onu öldürtmekten çekinmemiştir. osmanlı padişahları da devletin bekaasını gerekçe göstererek oğullarını öldürtebilmişlerdir. babalık kurumunun iyice yerleşmesi ise bence hümanizm devri ile beraber başlar. erkekler gerçekten o zaman bir bok yediklerini anlayıp çocuklarına gerçek bir ebeveyn olarak yaklaşmışlardır. ancak bu süreç halen daha tamamlanabilmiş değildir. ister burjuva olsun, ister halktan olsun erkekler çocukklarını hala daha önemsemedikleri gibi, hala onların psikolojilerini mahvetmekten de kaçınmıyorlar. hatta iş o raddeye gelmiş durumda ki bazı yerlerde babalar kendi kızları yaşındaki kızları elde edebilmek için kızlarını peşkeş çekebiliyorlar.

çocukları babalık kurumunu özümsememiş erkeklere teslim etmektense o babayı o çocuğun tüm yaşantısından silip atmak bence daha mantıklıdır. kim fedor pavloviç karamazov gibi bir baba ister ki? hatta bir arkadaşımın dediği gibi, bir erkek baba olmak istiyorsa bunu yapabileceğine dair sertifika almalıdır. araba sürerken bile ehliyete gereksinim varken baba olmak için dölleyip kaçmak yeterli olmamalı. zaten insanlar babalarından bir şey görmediği için noel babadan, somuncu babadan medet umar hala gelmişlerdir.

bizim için babalık o kadar gereksiz bir kurumdur ki devlete bile baba deriz. onu da geçtim, yaşlı başlı adamlara babalık diye hitap edebiliriz. hatta baboş deriz, iskele babası vardır. baba kelime olarak her şeye girer bir kelimedir. babanızdan bahsederken peder demeyeniz var mıdır acaba?

esasında çocuk için de durum farksızdır. freud'un dediği gibi, "her erkek çocuğu annesiyle yatıp babasını öldürmek isteyecektir." hatta jimmy morrison, the end adlı enfes ötesi, harika ötesi parçasında şöyle der;

"he went into the room where his sister lived, and...then he
paid a visit to his brother, and then he
he walked on down the hall, and
and he came to a door...and he looked inside
father, yes son, i want to kill you
mother...i want to...fuck you"

direkt freud'dan mı esinlendi ne!

neyse, günün birinde, en sonunda bu kadın prangasından kurtulacak olan erkekler, babalık kurumundan iyice sıkılacak ve sonsuza kadar mutlu olacaklardır! babalık erkeklere uygun bir şey değildir. erkek hayallerinin peşinden koşar ve hatta belirli bir yaşa kadar da koşmalıdır. hayallerini gerçekleştiremezse adının kalıcılığı adına çocuk sahibi olmaya karar verir. hayatına güçlü bir otorite(din, baba, ata gibi) yön vermiyorsa eğer, bu her zaman böyledir.

isa çevreyi dolaşıp vaaz verirken "yeryüzünde kimseye baba demeyin. çünkü tek bir babanız var, o da göksel babanız" derken, en sonunda çarmıha gerilip ölmek üzereyken incildeki ifadelere göre şöyle der;

"baba baba, beni neden terk ettin?"

6 yorum:

Enjoy The Lappap dedi ki...

yazının bütünlüğünü bozmak gibi olmasın ama, o sondaki ifade aslen doğru değildir.

gerisi önemli değil... dedi ki...

incillerden birinde de "tanrım tanrım bana ne yaptın" diyor. ikisinde "baba" ifadesi geçiyordu. öyle hatırlıyorum en azından.

Enjoy The Lappap dedi ki...

onun detayı nerdeydi ya, dur bulursam yazıcam buraya.

gerisi önemli değil... dedi ki...

ekşide yazan metinlere bakıyorum;

elî, elî, lema şevaktani(tanrım tanrım beni niçin terk ettin" diyor. oysa benim okuduğumda "baba" ifadesi vardı. matta ve markos bu şekilde. luka'da ise "baba, ruhumu senin ellerini bırakıyorum" diyor. bu son sözleri. yuhanna'da ise üzüm suyunu içince "tamamlandı" diyor. görevin bitmesi anlamında.

Sakar Serçe dedi ki...

Baba olmak neden bu kadar önemsiz geliyor herkese bir anne kadar bir babanın da insanın hayatında iz bıraktığı bu kadar barizken..Hepiniz birgün olacağınız kişi olmaktan korktuğunuz için belki de..Üzgünüm ama kaçamayacaksınız..

gerisi önemli değil... dedi ki...

iz bırakılan durumun baba sahibi olmak ile alakası yok bence. babasız olmak daha büyük bir iz bırakıyor insan yaşantısında. bir çok büyük liderin, peygamberin babası erken yaşlarında ölmüştür.

bu yazıda belirtmek istediğim durum babalık kurumunun hala daha oturmadığıdır. bu anlamda da gereksizdir. insana yarardan çok zarar verebiliyorlar. babalık sertifikalı ile anlatmak istediğim de bu buydu. herkes baba olmasın. 38 tane çocuğu olan bir herif hedefinin 50 olduğunu söylüyorsa eğer o herifin sikini koparmak lazım.

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.