heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

17 Ocak 2011 Pazartesi

islamiyette kölelik

şu 'muhteşem yüzyıl' başlayınca islam dünyasının köleliğini yazasım geldi bak. bu yazı bernard lewis'in oryantalist bir bakış açısıyla yazdığı ortadoğu adlı eserinin kölelerle ilgili kısmının özeti gibi bir şeydir aslında. sonlarda ve aralarda bazı küçük eklemelerim vardır sadece.

islam dünyasında çok uzun süreler boyunca kölelik devam etmiştir. hatta yasaklanması bile batı etkisi olmuştur. islamiyetin ilk yıllarında araplar, aldıkları ülkelerde haraç, fetih ve satın alma yoluyla köle sayısında hızlı artışlara neden olmuşlardır. üstelik sanılanın aksine kölelerin durumları öyle aman aman da değildi. bazı makamlara giremezler, tanıklık edemezlerdi. aynı suçun cezası köleye karşı özgür insana göre 2 kat fazlaydı. ama az da olsa miras, mülkiyet ve tedavi gibi hakları vardı. köleler yaşlandıklarında sahipleri tarafından bakılması zorunluydu ve şartlar yerine getirilmediğinde kadı tarafından azad edilebiliyordu. sahibin izni olmadan da evlenemezlerdi. teorik olarak özgür bir kadınla evlenebilirlerdi. ama bilindiği kadarı ile bu çok nadirdir(padişah kızlarının, padişahın köleleri olan vezirleriyle evlenmesi gibi). köle sahibi ise kölesini azad etmeden onunla evlenemezdi(hürrem ile süleyman gibi). yani bu kölelerin çalışma şartları, brezilya dizilerinde kahve çiftliklerinde çalışan köleler gibi de değildir.

650 civarında mısır'daki araplar sudan'ın güneyindeki nubyalılarla anlaştılar. böylece birbirlerine baskın vermemeye söz verdiler. nubyalılar da müslümanlara yılda 360 köle vermeyi, müslümanlar ise mercimek ve et vermeyi taahhüt etti. köle teslimatı ise assam vadisinde yapılıyordu ve hadım edilme gibi fiziksel işlemler müslüman topraklarında yasak olduğundan ülke sınırları dışında yapılıyordu. çok para ettiği için değerli olan bu hadım köleleri hadım etme işini müslümanlar da yapmaz, kıptiler yapardı.

müslüman dünyası, roma dünyasının tersine kölelik düzenine dayanmaz. köleler tarımda değil, ilk zamanlarda genelde madenlerde çalıştırılmıştır. tarım ise islamda özgür insanın işidir. arapların yayılmasıyla beraber köleler güney ırak'ta ve sahra'da tuz, yukarı mısır'da altın çıkarmışlardır. pek insani şartlarda çalıştırılmadıklarından olsa gerek, çalışma koşullarının sertliğinden dolayı güney ırak'ta yıllarca sürecek olan bir köle isyanı da olmuştur. bu isyan, bir nevi müslüman dünyasının spartaküs isyanıdır.

ama kölelerin esas kullanım alanı ev işleri ve askerliktir. siyah köleler ev, saray ve camilerde hizmer ederken, beyaz köleler orduda kullanılmıştır.

islam dünyasının harem kültüründe de her ırktan çok sayıda köle kadın bulunmuştur. bunların yaptığı cariyelik ve hizmetçilik arasında fark yoktur. köle kızların bir kısmı eğitilmiştir. şarkıcı, dansöz, müzisyen olmuşlar, bazıları ise padişah annesi bile olmuştur. bu kölelerin durumlarının çok iyi olduğu iddia edilse bile topkapı sarayının harem dairesinin duvarlarına yazdıkları yazılarda isa'dan bir önce ölmeyi dileyenleri de vardı.

islamiyetin kölelere bu kadar çok değer verdiği söylense bile akdeniz havzasındaki uzun mesafeli ve geniş boyuttaki insan ticaretinin temeli yine islamiyete dayanır. batıda köleler genelde yerel kaynaklardan sağlanırdı. borçlu ve suçlu olanlar ile aileleri tarafından terk edilenler ve kendileri ile çocuklarını köle olarak satanlar köle ihtiyacını karşılamak için yeterliydi. islamiyetin akdeniz havzasına yerleşmesi ile bu durum değişmiştir. çünkü islam devletinde özgür olarak doğanlar, isyan işlerine karışmadıkları sürece köle yapılamazdı. köle çocuklarının sayısı azalmaya başlayınca köle gereksinimi karşılanamamaya başlanmış, böylece ticareti de gelişmiştir.

islam dünyasının üç köle bölgesi vardı. avrupa, avrasya bozkırları ve afrika. çin ve hindistan'dan da köle gelmiştir. ama sınırlı sayılardadır. kuzey afrika ve endülüs, doğu ve orta avrupa'daki slavlardan(slave sözcüğün ingilizce kökeni de slavlardır) beslenirdi. bu ticareti başlangıçta batı avrupa'lı köle tüccarları yapardı. osmanlılar balkanlara girdiğinde kaynağa ulaştıklarından bu ticareti ellerine almışlartır. batı avrupalı köleleri ise cezayirli korsanlar sağlardı. bu korsanlar izlanda ve irlanda'yı bile basarak köle edinmişlerdir. izlanda'da o baskın hadisesi hiçbir zaman unutulmamış olmalı ki yakın bir süreye kadar türk öldürmek bile suç değilmiş. bu cezayirli korsanların sağladığı köleler padişah annesi de olmuştur. akdeniz'de baskına uğrayan bir gemideki fransız kadın istanbul'da satılmış, sonucunda ikinci mahmut'un annesi olmuştur.


aynı yıllarda doğu avrupa'daki tatarlar, polonya, rus ve ukrayna köylerini basarak köle edinirlerdi. bu 'bozkırların hasadı' olarak adlandırılan köleler istanbul pazarlarında satılırdı(hürrem gibi). slavların köle olarak değerlendirilme işlemi ancak 1783'de rusların kırım'ı alması ile sonlandırılabilmiştir. gördüğünüz gibi her işte bir hayır vardır.

neyse, yine başa dönelim. islamiyetin ilk yıllarında biz, yani türkler ise ikinci büyük köle grubuyduk. ortaçağda doğu islam dünyasının en önemli köle grubu bizdik. bizi ise asker olarak kullanırlardı. müslüman olarak o zamanki islam dünyasının bu köle kaynağını kuruttuk. bu seferki yeni kaynak kafkaslar oldu. gürcü ve çerkezler, ruslar kafkaslara inene kadar köleleştirildi. yine savaşçı olarak kullanılan çerkezler mısır'da kendi devletlerini bile kurmuşlardır.

kölelerin asker olarak kullanılması eski yunana kadar dayanır. onlar da atina'yı bir süre iskitli kölelere korutmuşlardı. roma ileri gelenlerin bazıları kölelerini muhafız olarak kullanmış. araplar da roma, pers ve hatta çinlilerin yaptığı bu işleme devam etmişlerdir. bir süre sonra islam dünyasının askeri tarihi, bu köle generaller, askerler tarafından yazılacaktır. hatta sonunda köle krallar bile iş başına geçmiştir. osmanlı da bu sistemi seçmiştir. padişahlar kendi güçlerine mani olacak sınıfların oluşmasına izin vermemiş ve devşirmeleri alıp, yetiştirip kendilerine sadakatle bağlı bir grup oluşturmuşlardır. islam dünyasında bu sistem ilk zamanlar olağanüstü başarılı olmuştur. haçlı ordularını bu köle ordular ortadoğudan söküp atmıştır. bu kişiler kısa zamanda eyaletlerin ve şehirlerin yönetimlerini le geçirmişlerdir. bu köle ordularını ilk kuran halife ise abbasi halifesi mutasım'dır. ordusunu türk kölelerden oluşturmuştur. kuzey afrika ve endülüs ise slav askerlerini kullanmıştır. biz ise ordularımızı kafkas ve balkan kölelerinden oluşturduk. savaş şeklinin değişmesi ve ateşli silahlar çağında ise bu köle orduların bir anlamı kalmamıştır. devşirme işlemi 17. yy'da bitmişti. artık yeniçeriler çocuk sahibi olabildiğinden ordular bu çocuklardan oluşuyordu. zaten 1826'tıda da yeniçeriler imha edilmiştir.

son kaynak ise yukarıda bahsettiğim sahranın güneyindeki afrikalı kölelerdir. roma ve mısır medeniyetleri de bu insanları kısmen köle olarak kullansa bile esas patlama müslümanların mısır'a girmesi ile olmuştur. deniz yoluyla doğu afrika'dan, kara ve nil yoluyla sudan'dan, fas vasıtasıylada batı afrika'dan köleler getirilirdi. bu siyah köleler islam devletlerinin her yanına dağılıyordu. bu kaynak ise avrupalıların afrika'yı sömürgeleştirmesi ve kaynakları kendilerine ayırmaları yüzünden bir süre sonra kurumuştur. ama ilginç sonuçları da olmuştur. yüzlerce yıl sudanlı araplar tarafından köleleştirilen şimdiki sudanlı siyahlar, avrupalıları kurtarıcı gibi karşılamışlardır. çocukları araplar tarafından kaçırılmasın diye yüzleri dağıtılan ve çirkinleştirilen bu insanlar, hristiyan misyonlar sayesinde kısa sürede hristiyanlaştırılmışlardır. şimdi ise bağımsızlık oylaması yapıyorlar ve sudan'dan ayrılmaya hazırlanıyorlar.

istanbul'daki bilinen en büyük köle pazarı çamlıca'dır. şimdi tv antenleri ile dolu olan bu yer, o zamanlar prangalara vurulmuş kölelerle doluydu ve bu insanlar haraç mezat satılıyordu. osmanlıda köle ticareti ancak kırım savaşı yıllarında resmi olarak yasaklanmıştır. o da ingilizlerin bastırması ile. yoksa kaldıracağımız yoktu. bu yüzden el altından ikinci meşrutiyete kadar köle ticareti devam etmiştir. ikinci meşrutiyet ile de kesin olarak bitmiştir.

avrupalıların müslüman dünyasından hala daha nefret etmesinin nedenlerinden birisi de bu kölelelik mevzudur. çünkü o insanları uzun süre köle olarak kullandık. sadece köle(slave) olarak adlandırılan slavların bile bizden bu kadar çok nefret etmesini daha rahat anlayabilirsiniz sanırım.

2 yorum:

muhaber dedi ki...

islam aleminde köleler bu durumdayken, 350 yıl boyunca afrika'dan amerika'ya gemilerle köleler taşınırken, 90 milyon kölenin 75 milyonu yollarda ölmüş. ve bu rakamlar -malesef- sadece yetişkin erkeklere ait, yani kadınların ve çocukların rakamları tutulmamış bile...

bu dönemde sizin de yazdığınız gibi, islam ülkelerindeki kölelerden kral olan, kral anası olan da vardı...

bununla beraber islam ülkelerindeki köleliğin batı'nın etkisiyle kalkması batı için çok büyük bir artı ve islam ülkeleri için bir o kadar da eksi... gene de, islam ülkelerinin bu durum için amerikadaki gibi iç savaşlara girmemesi, bilincin müsait olmasını gösteriyor...

işin gerçeği, hala kölelik kalkmış değil.. maaşlı çalışan herkes, ücretli köle...

kimbilir belki arabistan'da gizli cariyelik hala devam ediyordur...

yorumum kopuk ve bütünlük içermedi.. çünkü bu konudaki düşüncelerim de kopuk.. bilgilendirici bir yazı olmuş. teşekkür ederim.

gerisi önemli değil... dedi ki...

hangi zaman diliminde ve ne şekilde olursa olsun köle avlamak, satmak, edinmek iğrenç.

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.