heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

10 Şubat 2009 Salı

marduk: 2012'de ne olacak?

marduk, babillilerin tanrısı olmakla beraber, esasında sümer kökenli tanrıların geldiği iddia edilen, güneş sisteminin onikinci elemanı olan bir gezegendir. sümerler bu gezegene nibiru der. yani 'geçiş gezegeni'. hatta bu sümer tanrılarına verilen isim olan dingir'in 'roket adamlar' anlamına geldiğini de zecharia sitchin iddia etmiştir. dingir'in en yakın versiyonlarından biri olan dengir(dengir mir mehmet fırat'ın ismi gibi) türklerin tanrıya verdiği en eski isimlerden biri olduğu da bilinir("sümerler türktür" demiyorum elbette).

neyse efendim, bu oldukça uzun, elips ve dünyanın dönüşünün tersine bir yörünge çizdiği tahmin edilen marduk'un güneş sistemimizde geçiş yeri olarak mars ile jüpiter arası astreoid kuşağı olduğu söyleniyor. hatta o asteroid kuşağının, bu dört uydulu marduk'un, venüs ile çarpışması neticesinde oluştuğu da iddia ediliyor. bu çarpışma sonucunda venüs bir kısım toprağını kaybetmiş, savrulmuş ve şimdiki yerini almış olduğu söylenir. aslında bunu destekleyecek deliller de mevcut. çünkü venüs, tüm gezegenler gibi sağdan sola değil, soldan sağa döner. üstelik güneş çevresinde de ters döner(marduk gibi). ve yine gezegenin yüzeyinde o çarpışmanın etkisi ile hala daha olanca kuvveti ile devam eden yanardağ faaliyetleri vardır. bu yüzden oldukça kalın bir atmosfere sahip olmuş ve gezegen yüzlerce derece sıcaklıkta yanıp kavrulmaktadır. ki bu durum, neden lucifer(lucifer aslında kadındır) ile özdeşleştirildiğini de aslında açıklar. çünkü venüs cehennemin kendisidir. marduk'un jüpiter gibi çok yoğun bir gaz gezegen olma ihtimali de mevcut, ki böyle bir durumda üzerinde birilerinin yaşama ihtimali sıfır oluyor.

bu gezegenin eski adı nibiru olduğunu söylemiştim. ancak tanrı marduk darbe yapıp, amcası enlil ve babası enki'yi siktir edip, dünyanın tanrısı ünvanını alınca(dedesi anu hala daha en büyük tanrıdır ve gökyüzünün tanrısıdır) gezegene kendi ismini vermiş oldu.

burak eldem ise kitabında oldukça açıklayıcı bildiler verip, tüm ilkçağ kültürlerini taray
ıp, onların mitlerinden yola çıkıp, dünya üzerindeki büyük yıkıcı tahribatları(deprem, yanardağ, sel, iklim değişiklikleri) inceleyerek, anlatılanların hepsinin eski uygarlıkların metinlerinde bulunduğunu göstermiştir. bu tahribatlara sümer, babil, mısır, hint, çin, maya, inka, yunan ve iskandinav mitlerinde ve tabletlerinde rastlanıyor. burak eldem, o büyüklükte bir gezegenin çekim gücü ile yapabileceklerini ise mö 1650 yılından başlayarak 150 yıl boyunca süren karanlık çağda döneme ait neredeyse bilinen hiçbir tarihi kalıntı yoktur. ama o zamanki bilinen tüm uygarlıklar, büyük ihtimal marduk'un gelişi ve yıkıcı etkisini göstermesi ile beraber birer bire çökmüş ve 150 yıl süren kaosdan sonra yeni bir düzen meydana gelmiştir. bu çöken uygarlıklar ise mısır(hiksoslar ortaya çıkmıştır ve firavun hanedanına son vermişlerdir. hiksoslar barbardı), babil(önce hititlerin sonrada kassitilerin saldırı ile çökmüştür), asur(tüm ticaret yolları yokolmuştur ve ciddi krize girmişlerdir), harappa(hindistan'daki bu uygarlık biz dizi doğal afet neticesinde yıkılmış ve akabinde güneyden gelen arilerin saldırısı sonucu yokolmuştur), minos(girit merkezli bu uygarlık yanardağ patlamaları neticesinde yokolmuş ve grekler ile mikenlerin saldırısı sonucu tarihten silinmiştir) çin(yüzlerce yıllık xian hadedanı çökmüş ve yerine ming hanedanı gelmiştir) ve la venta(çökmüş ve yerine inka ile aztek uygarlıkları doğmuştur) uygarlıklarıdır. bunların hepsi, mö 1650'de ortaya çıkan bir dizi doğal afet sonucu yıkılmıştır. bu afetler sanılanın aksine birer günlük değildir. etkisi on yıllarca sürecek olan büyük depremler, büyük yanardağ patlamaları, gökten yağan taşlar, gündüzlerin belirli bir süre kararması, devasa dalgalar, kuraklık, sel baskınları gibi afetlerdir. bunun sonucunda insanlar paniklemiş, mevcut otoriteler darmadağın olmuştur. çünkü halkına yiyecek ve içecek bulamayan ve ticaret ve su yolları tamamen tahrip olan devletlerin yıkılması kaçınılmazdı. günümüzde sadece son bir kaç yıl içinde meydana gelen doğal afetleri incelemek sonucu görmeye yeterlidir. sürekli çıkan kasırgalar, tsunamiler, depremler vs vs vs...

bunları yazmam demek kesin gelecek anlamına gelmiyor. ama eldeki mevcut verilerin ışığı zayıf olsa bile gelme ihtimali çok yüksektir. gelince kıyamet kopmayacaktır. yani "marduk gelecek hepimizi sevecek" tarzı bir yaklaşım doğru değildir. ama ticaret ve enerji yolları tamamen felç olan büyük devletlerin yıkılması kaçınılmaz bir sonuç gibi duruyor. insanların paniklemesi ve cinnet geçirir duruma gelmesi ise dinden başlayarak tüm toplumsal hayatı ve mevcut medeniyeti yıkmaya yetebilir.

yine burak eldem, mö 1650'den yola çıkarak güneş etrafında dönme süresi 3661 yıl olarak bulduğu marduk'un(bu süre sümer, babil ve maya mitlerinden, tabletlerinden, yazıtlarından yola çıkarak bulunmuştur) 2012-2013 civarı yine oldukça yıkıcı etkilerle güneş sistemimize gireceğini öngörüyor. sitchin ise en son iskender zamanında bu gezegenin görüldüğünü söyler. böyle bir durumda bir dahaki görünme tarihi ms 3500'ler falan oluyor, ki bu tarih sitchin'in kaçmasını sağlar. çünkü sitchin'in amacı tevratı doğrulamaktır. hatta tevratta geçen tanrının tahtının 'olam' olduğu ifadesini belirterek yahudi tanrısının bu olam, yani marduk gezegeninde yaşadığını belirtir. o, ortodosk yahudi inancından farklı bir tevrat görüşü ortaya atmıştır.

daha fazlası için; burak eldem - 2012: mardukla randevu muhakkak okunmalıdır. müthiş bir çalışmadır.

aslında bu gezegen-uzaylı-tanrı ilişkisini ilk kez daniken'in kotardığını herkes bilir. kendisi bu yolla paraya para dememiştir. ancak engin ardıç'ın da dediği gibi; sitchin bu olayı en ince ayrıntısına kadar incelemiş, ama burak eldem sağlam bir temel üzerine oturtmuştur.

şimdi; uzun lafın kısası marduk dünyamıza çarpmayacaktır. sadece kütlesi devasa olarak tahmin edildiği için(jüpiter bile yanında küçük kalırmış) çekim kuvveti ile sistemin anasını bellecek ve dünyayı tarumar edecekmiş. ama k
ıyamet kopmayacak, canlılar tamamen yok olmayacak. ben, 2012 ile 2015 arası bir zaman dilimini avans olarak verdim. daha fazlasını vermem!

bu marduklular
gerçekten varsa neden dünyaya geldiler ve sömürdüler? sitchin'e göre marduklular altın sever. çünkü gezegenlerinin atmosferi incelmiş ve altın tozları ile bu atmosferi tamir etmeye çalışıyorlardır. insanların altına bu kadar değer vermesinin nedeninin de marduklular olduğunu söyler. hatta ilk anunnaki isyanının nedeni de binlerce yıl yerin altında altın çıkaran anunnakilerin bu işten sıkılmasıdır. bu isyanın neticesinde insanlar, maymundan alınan döl ve ninki(kaburgaların hanımı) ın yumurtası ile enki'nin engin genetik bilgisi sayesinde oluşturulmuştur. yani enki(günümüzde dahi sağlıkçıların kullandığı asa ve yılanı simgesi olarak seçmiştir. hatta çift yılanın asaya dolanmasını sitchin dna'nın marduklular tarafından bilinmesi olarak algılar)

bu gezegen koskoca ise üzerinde yaşayan mardukluların da koskocaman olması gerekmiyor mu? tevratta nefilimler(dev anlamına geliyor. ilginçtir, dev kelimesi esasında tanrı anlamındadır) olarak adlandırılan, sitchin'e göre anunnakiler(sümercede 'gökten yere inenler' anlamına geliyormuş) insan kadınları ile ilişkiye girerek devlerin doğmasına neden olmuştur. hatta bu çiftleşme sesleri (devlerle kadınlar çiftleşiyor) o kadar çok çıkar ki en sonunda enlil bir tufan ile bunların hakkından gelir. yani dünyaya inen birinci nesil marduklular devdir. tanrıların tanrıçalarla çiftleşmesi ile dünyada doğan ikinci nesil ise günümüz insan boyutundadır.


bu akkad tabletini özellikle buraya koydum. tabletin size göre sol üstünde, iki tanrı arasında merkezde güneş olmak üzere geri kalan 11 güneş sistemi elemanını görüyorsunuz. yani 10 gezegen ve ay. buraya kadar size normal gelebilir. işin ilginç yanı, günümüz insanı uranüs ötesi gezegenleri, yani neptün ve pluton'u yakın zamanda bulmuştur. neptün 1800'lerin ortalarında, pluton ise 1920'lerde keşfedilebilmiştir. günümüzden binlerce yıl önce yaşamış insanların bu gezegenleri bilmesi ve bulması, teleskop ve vs aletler olmadan imkansızdır. çünkü gözle görülemeyen gezegenlerdir. ancak çekim gücü yasalarının yardımı ile var oldukları bilinmiş ve teleskop ve fotoğrafın tekniğinin gelişmesi yerleri tespit edilebilmiştir.

bir diğer ilginç nokta ise yine binlerce yıl önceki insanları bu gezegenleri bizim gibi içten dışa doğru değil, dıştan içe doğru sayması. yani sanki dışarıdan birileri gelmiş ve gezegenleri böyle adlandırmış. yine bu tabletlerde bu gezegenden inen kişiler "tanrılar" olarak belirtilir.

bu da hürriyet gazetesinden;
Aylar sonra IRAS, Güneş Sisteminden 50 milyar mil uzaklıkta olan devasa bir gezegen keşfetti. Bu şaşırtıcı keşif, 21 Aralık 1983’te washington post gazetesinin birinci sayfasına “Gizemli Bir Gök Cismi Keşfedildi” başlığıyla haber oldu.
Marduk’un IRAS uydusu tarafından keşfedilmesinden 7 sene önce Azeri(yahudi aslında, azeri değil, hata var) yazar Zekeriya Sitchin Sümerlilerin binlerce sene önceden kalan tabletlerini okuyarak her 3,600 senede bir Güneş Sistemi’ni ziyaret eden Marduk hakkında “12’nci Gezegen” adlı kitabı yayımlamıştı.
Sümer yazıtlarına göre, Marduk’un uydularından biri binlerce sene önceki bir ziyarette Tiamat adındaki bir başka gezegene çarparak, bugün Mars ile Jüpiter arasında bulunan Asteroit Kuşağının oluşmasını sağladı.
Marduk’un dünyadan ilk olarak görülmesi ise 21 Ekim 2003’te Kaliforniya’daki Mount Palomar Gözlemevi’nden 1,22 metre boyundaki Oschin teleskopu ile oldu. Senelerce bu gökcismini gizliden gizliye takip eden Vatikan Astronomi Merkezi, sonunda konuyu ele almak üzere 19 ülkenin bilim adamını bir araya getirdi.
Marduk astronomlar tarafından 2003-UB-13 olarak adlandırıldı. Marduk hakkında yazılmış en ünlü kitabın sahibi Zecharia Sitchin’e göre gezegenin 7 uydusu bulunuyor.
Nam-ı diğer Nibiru ve Eris hakkında en ünlü ikinci kitabın yazarı ise Andy Lloyd. Lloyd’a göre Güneş’in ölü ikizi olan Kara Yıldız sistemi, Marduk dâhil olmak üzere 7 gezegen içeriyor. Bu gezegenlerden altıncısı 6 bin sene önce Sümerlilere hayat veren uzaylı Tanrılar olduğu öne sürülen “Annuaki”nin yaşadığı Dünya benzeri bir gezegen.
Kara Yıldız sisteminin son ve yedinci gezegeni Marduk ise, Lloyd’a göre 7 uydusu ve arkasında kuyruk gibi uzanan uzay enkazı ile bir savaş üssü hatta savaş gemisi görevi görüyor.
MARDUK DÜNYA'NIN MANYETİK ALANLARINI NASIL ETKİLEYECEK?
Her ne kadar bilim adamları henüz üzerinde tam bir görüş birliğine varmamış olsalar da Marduk’un yaklaşmasının dünya üzerinde de ciddi etkilerinin olabileceği belirtiliyor. Bunların başında ise yerküreyi zararlı ışınlardan korumak gibi hayati bir işlevi de olan manyetik alanın etkilenmesi geliyor.
Marduk’un manyetik alan üzerinde ciddi bir sapmaya neden olması neticesinde devasa dalgaların oluşmasından, şiddetli depremlerin görülmesinden, volkanların faaliyete geçmesinden ve yıkıcı hortum ile fırtınaların ortaya çıkmasından korkuluyor.
Bu kadar ciddi sonuçlarının olmasından korkulan bu gökcismini yakından takip eden ilk kuşak elbette ki biz değiliz. Mayalar, yarattıkları bir takvimde Marduk’un seyrini ve Güneş Sistemi’ne girişine de yer verdiler.
Söz konusu bu Haab takviminin sona erdiği gün ise Marduk’un gelişini gösteriyordu. Bu takvimin son günü Gregoryan takviminde yani şu an bizim kullandığımız modern takvimde 21 Aralık 2012’ye denk geliyor.
Maya’lara göre Haab takviminin sonu ile 5’inci Güneş Dönemi sona erecek ve insanlık 6’ıncı Güneş Dönemine girecek. Bazı uzmanlar, Haab takviminin sona ermesinin dünyanın kendi ve güneş etrafında dönüş süresinin değişeceğini, yani bir başka deyişle bir gün ve bir yılın uzunluklarının değişeceğini savunuyor.
İŞTE FELAKET SENARYOLARI:
* Dünyanın Kuzey ve Güney manyetik kutuplarının konumları değişecek,
* Dünya ekseni 180 ile 240 derece değişerek Güneş’e olan sabit konumunu kaybedecek,
* Ekvator çizgisinin konumundan sapması ile iklim değişiklikleri baş göstermeye başlayacak,
* Ortaya çıkan manyetik çekim gücü, erimiş demir haldeki dış çekirdeği yer kabuğuna yakınlaştıracak ve tüm yanardağlar patlama noktasına gelecek.
* Manyetik titreşimlerin bozulması ile okyanusların altındaki su akıntıları durma noktasına gelecek ve zamanla ısınan-durağanlaşan su, deniz yaşamına imkân vermeyecek,
* Büyük parçalar halinde erimeye devam eden kutuplar yok olma noktasına gelecek.
* Dünyanın değişen ekseni ile güneşe tekrar konumlanması ve kuzey manyetik kutbunun Siberya’ya kayması, bugün çöl ve kurak olan alanları su cennetine çevirecek.
* Kutupların erimesi ile okyanuslara yayılacak tatlı su, ısı-tuz dengesini bozacak ve golfistrm akıntısının durması ile başta Kuzey-Batı Avrupa ve Kuzey-Doğu Amerika olmak üzere birçok coğafyada dondurucu soğuklar baş gösterecek,
* Yer kabuğu altındaki lav ve yer katmanlarının hareketleri ile depremler görülmeye başlayacak ve şiddetleri ile sayıları Marduk yaklaştıkça artacak.
İDDİALARA GÖRE GÜN GÜN MARDUK’UN SEYRİ
Ortaya atılan teorilere göre, Marduk, 21 Aralık 2012’de, yani Haab takviminin son gününde ikinci bir güneş gibi tepemize dikilecek ve Ay ile neredeyse aynı büyüklükte gözükecek.
* Marduk, Dünya ile iki kere yakınlaşma gösterecek. Bunlardan ilki 7 Eylül 2012’de gerçekleşecek ve bir süre boyunca yaklaşma-uzaklaşma hareketi devam edecek. Son yaklaşma ise 27 Nisan 2013’te olacak.
* Bir diğer iddiaya göre ise bu yaklaşma hareketi farklı bir takvime göre olacak. Marduk en yıkıcı etkisini sadece 21 Aralık 2012’de göstermeyecek. Çünkü Dünya, 14 Şubat 2013’te Marduk ile Güneş arasına girecek. Araştırmacılara göre en korkunç deprem, sel ve fırtınaların yaşandığı tarih bu gün olacak ve yer kabuğu buruşturulan bir kâğıt gibi bozulacak. Milyarlarca insan hayatını kaybedecek, hayatta kalanlar açlıktan kırılacak. Marduk, Güneş Sistemi’ni 1 Temmuz 2014’te terk edecek ve manyetik alanlar üzerindeki etkisi azalmaya başlayacak.
* Eğer sanıldığının aksine, Marduk, Mars ile Jüpiter’in değil, Mars ile Dünya arasına girerse, Marduk’un uydularından biri Dünya’ya çarpabilir. Bu durumda Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki döngüsü en az 3 gün duracak. Bir tarafta 3 gün aydınlık, diğer tarafta 3 gün karanlık olacak. Tüm iletişim ve enerji ağı çökecek.
“HERŞEY GÜZEL OLACAK” DİYEN DE VAR
Mayalardan kalan bilgiler doğrultusunda Dünya’nın içine gireceği altıncı Güneş Dönemi’nin tam bir aydınlanma ve barış safhası olacağına inanan insanların sayısı hiç az değil.
İnternette sayısız sitede gruplaşan insanlar, 2012’de insanlığın uzaylı ırklarla sonunda tanışacağını ve uzayın birçok köşesinden gelen ırklar ile kusursuz bir barış sürecinin başlayacağını düşünüyorlar.
Diğerleri ise Dünya’nın içine gireceği yüksek titreşim frekansları ile evrenselliğin; bilim, tıp, arkeoloji ve sanatın tavan yapacağı yeni bir rönesans devrinin başlayacağını öngörüyor.

bu da habertürk'den bir haber;


Meksika’nın Tabasco Eyaleti’ndeki maya antik kenti Comalcalco’da yapılan kazılarda, 21 Aralık 2012’de bilinen dünyanın sonunun geleceğini yazan bir tablet daha ortaya çıktı.

Meksika Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü, 1300 yıl öncesine ait olduğu sanılan tabletin birkaç yıl önce bulunduğunu ve derinlemesine incelendiğini açıkladı.

ABD’deki Teksas Üniversitesi’nde çalışan maya uzmanı David Stuart ise tablette geçmiş zamanı belirten bir sembol olmadığını belirterek, “Bu tarihin geçmişe değil, geleceğe ait olduğuna inanıyorum” dedi.

Daha önce de Tortuguero kazı alanında dünyanın sonu olarak aynı tarihe işaret eden benzer bir tablet bulunmuştu.
Tortuguero tableti gibi yeni tablet de 13’üncü Baktun’da sona eriyor. Arkeologlara göre Baktun, maya takviminde 394 yıllık periyodlara verilen ad. maya takviminin M.Ö. 3114’te başladığı göz önüne alındığında, 13’üncü Baktun 21 Aralık 2012’de sona eriyor. Tabletinin sonunda “Ve o gökyüzünden inecek” cümlesi bulunuyor. Ancak arkeologlar her iki tabletin de tarihin sonu veya kıyamet öngörüsü içerdiği iddialarına mesafeli yaklaşıyor ve takvimlerdeki tarihlerin “geçmişin önemli olaylarına referans olabileceği” kaydediyor.

4 yorum:

deniz gencer dedi ki...

tamamiyle analitik ve mantıksal altyapı üzerinden değerlendiren bi insan olan ben şu yazıyı okudu ve götü 3.5 attı.

yok yea, inanmıyorum ben dünyaya bi' şey olacağına ama yazı iyi, yazı güzel.

şu yazıya sıfır yorum yapılmış ya gelsin marduk yitsin gitsin insanlık.

(yalakalık yaparak ufuğa doğru yürüyorum)

deniz gencer dedi ki...

o değil de; ilk cümlem ne kadar dandik olmuş ya. kesin başladıktan sonra kafamda değişmiş cümle...

deniz gencer dedi ki...

marduk rocks.

gerisi önemli değil... dedi ki...

yorumu daha yeni gördüm :)

burak eldem oku kesinlikle derim size, az bir şey kaldı zaten, hepi topu 3 yıl, ki üstüne güneş patlamaları da var, aynı zaman diliminde...

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.