heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

13 Nisan 2010 Salı

akşamcı

akşamcı denilen kişiler alkolik değildir, sarhoş değildir. onların özel bir adı vardır. akşamcı denir onlara. osmanlı zamanında var olan tütün, kahve, afyon ve şarap çekenlerin torunlarıdırlar. o kişilerin günümüz uzantılarıdırlar.

akşamcılar rakılarını açarlar, arnavut ciğerlerini, pilakilerini, peynirlerini, mezelerini hazırlatırlar. içip içip hır çıkarmazlar, kavga etmezler. efendi insanlardır. içince coşup sevmediklerine dümdüz gitmezler. onlar zaten sarhoş olmaz. akşamcı denilen kişiler meyhanede içer. kısaca demlenirler. sabahlara kadar da sürmez bu iş. adabı vardır. kıyametin akşam ile yatsı ezanı arasında kopacağına inanıldığından akşam ezanından sonra başlar keyif. yatsı ezanına kadar da yavaş yavaş artarak devam eder. çünkü sadece bu saatler günün en rahatlatıcı ya da eğlenceli saatleridir. bize rumlardan kalma bir adettir. sadri alışık'ın bazı filmlerinde görürüz bu kişileri. esas olan ise keyifle ve güzel içmektir. gerçi gitti tütün keyfi, daha ne kadar sürdürülebilir ki? devamında kurulan ise çilingir sofrasıdır.

işte bir akşamcı olan cahit sıtkı tarancı, askerliği sırasında kendisine hizmet eden bir emireri varmış. adı abbas. ama öyle böyle değil, tam bir emireri. bizim cehennem yüzbaşı'nın emireri kör şaban gibi değil hani, konuşmaz, laf söylemez, gecenin ilerleyen saatlerinde şair onu çağırsa bile masaya oturmaz. sadece ve sadece hizmet edermiş. masasını hazırlar, hazırda beklermiş. hatta şu meşhur abbas şiirinde "böyle ferman etti cahit, al getir ilk sevgiliyi beşiktaş'tan" dizesini duyunca sabaha kadar şairi beklemiş gözlerini kırpmadan. beşiktaş'a gidip ilk sevgiliyi alacakmış. şairin askerlik yaptığı yer ise ya van'dı, ya da erzincan. öyle bir emireriymiş. şapka çıkarılır böylelerine şapka.

bir kaç başka akşamcıdan dinlediğim hikayede ise mekan boğaz kıyısında bir yerdir. hizmet eden ise abbas adında bir garson. sürekli kırmızı bir meyve istermiş tarancı. masasında bulunacak. ama yemezmiş. bir gün abbas koymamış meyveyi masaya. "herhalde bugün yok demiş" tarancı. ertesi gün de olmayınca çağırmış abbas'ı, demiş "meyve nerede?" abbas cevap vermiş, "zaten yemiyordunuz, hesabınız kabarmasın diye koymuyorum." şair demiş ki "ben o kırmızıyı yemek için değil, seyretmek için istiyorum, rengine hayranım!"

hangi hikaye doğrudur bilmem. ama bir abbas olduğu gerçek. yaşlanmaktan feci şekilde tırsan cahit sıtkı'nın gençliğine, gençliğini hatırlatacak sevgililerine özlemi artınca, işte böyle bir akşamda alır eline kalemi, yazar bu şiiri. kendisini çok çirkin bulduğundan hayata lanet ede eder içermiş, söylermiş. aynı zamanda ilginç bir adamdır vesselam. okurken kendisine mektup gelmediğinden kendi kendine mektup yazar ve postalarmış kendine. neyse, sıra geldi şiire;

haydi abbas, vakit tamam;
akşam diyordun işte oldu akşam.
kur bakalım çilingir soframızı;
dinsin artık bu kalp ağrısı.

şu ağacın gölgesinde olsun;
tam kenarında havuzun.
aya haber sal çıksın bu gece;
görünsün şöyle gönlümce.

bas kırbacı sihirli seccadeye,
göster hükmettiğini mesafeye
ve zamana.
katıp tozu dumana,
var git,
böyle ferman etti cahit,
al getir ilk sevgiliyi beşiktaş'tan;
yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

2 yorum:

Baron von Plastik dedi ki...

Budur...Ellerine sağlık.

gerisi önemli değil... dedi ki...

güzelleşelim o zaman.

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.