heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

26 Kasım 2009 Perşembe

evrenin sonundaki restoran'da bulunan sığır

bu bayram, "tanrılar kurban istiyor" bayramıdır. istekleri de karşılanacak. çünkü enlil, insan ırkının tufan ile yokolmasına karar verdiğinde(çünkü çiftleşme sesleri onu feci rahatsız etmektedir), enki, bir yolunu bulup nuh'a gemi yapmasını söyler. tanrılar göğe yükselir ve tufan olur. tüm insanların yokolmasını tüm tanrılar acı içinde seyrederken, enlil bile yaptığına pişman olur. ama nuh'un yaşadığını gördüğünde feci kızar. ağrı dağına inip nuh'un pişirdiği sıcak etin kokusunu duyduğunda tüm kızgınlığı sona erer. çünkü tanrılar feci acıkmıştır ve etin etrafına sinek gibi üşüşürler. enlil, bir daha insanları yoketmeyeceğine dair söz verir. işte bu yüzden, biz türkler mangal yaparız. kokusu tanrılara varsın ve türkleri toptan yoketmesin diye!

kurban festivaliniz kutlu olsun.

douglas adams - evrenin sonundaki restoran'dan bir bölüm de bayram hediyesi olsun...

iri mandıra hayvanı, zaphod beeblebrox'un masasına yaklaştı; kocaman, yağlı, etli sığır cinsi bir dört ayaklıydı, nemli gözleri, küçük boynuzları ve neredeyse arkadaşça denilebilecek bir gülümseme taşıyan dudakları vardı.

"iyi akşamlar" diye böğürdü ve kıç üstü oturdu, "günün yemeği benim, gövdemin parçaları ilginizi çeker mi acaba?" biraz geviş getirip homurdandı, arka kısmını daha rahat bir pozisyona getirdi ve sakin bir şekilde onlara bakmaya devam etti.

bakışları, arthur ve trillian'ın afallamış ve irkilmiş gözleri, ford'un umursamaz omuz silkişleri ve zaphod beeblebrox'un gözle görülür açlığı ile karşılaştı.

"belki bir parça omuz alırdınız," diye önerdi hayvan, "beyaz şaraplı sosta ağır ağır pişirilmiş?"

"eee, senin omzundan mı? diyebildi arthur dehşet içinde bir fısıltıyla.

"şeyy, elbette ki benim omzumdan efendim" diye mutlu bir şekilde mööledi hayvan, "başkasının omzu benim değil ki ikram edebileyim."

zaphod ayağa kalktı ve hayvanın omuz bölgesini beğeniyle okşamaya başladı.

"but bölgem de çok güzel" diye mırıldandı hayvan. "butlarımı uzun zamandır çalıştırıyorum ve bol bol hububat yiyorum, bu yüzden oralar epey etlendi." sevimli bir homurtu çıkardı, tekrar mööledi ve geviş getirmeye başladı. sonra çiğnediklerini gerisin geri yuttu.

"ya da belki bir güvecimi alırdınız?"

"yani bu hayvan açıkça kendisini yememizi istediğini mi söylüyor? diye fısıldadı trillian, ford'a.

"ben mi?" dedi ford, cam gibi gözlerle, "ben hiçbir şey demek istemiyorum."

"bu tam anlamıyla dehşet verici" diye haykırdı arthur, "hayatımda duyduğum en iğrenç şey."

"sorun nedir dünyalı?" dedi zaphod, dikkatini hayvanın devasa butlarına doğru çevirirken.

"yalnızca önümde durup da beni, kendisini yemeğe davet eden bir hayvan yemek istemiyorum o kadar" dedi arthur, "bu insafsızlık."

"yenmek istemeyen bir hayvanı yemekten iyidir" dedi zaphod.

"konu bu değil" diye arthur protesto etti. sonra bu konuda o an düşündü. "pekala" dedi, "konu bu olabilir, umrumda değil, şu anda bunu düşünmeye niyetim yok. ben yalnızca... eee..."

çevresindeki evren öfkeyle can çekişiyordu.

"sanırım ben yalnızca yeşil salata yiyeceğim" diye mırıldandı.

"ciğerimi düşünmeniz için ısrar edebilir miyim?" diye sordu hayvan, "şimdikiye kadar epey şişmiş ve yumuşamış olmalı, aylardır kendimi zorla besliyordum."

"bir yeşil salata" dedi arthur anlayışlı bir tavırla.

"bir yeşil salata öyle mi?" dedi hayvan, onaylamadığını belirtir gibi arthur'a bakıp gözlerini devirdi.

"bana" dedi arthur, "yeşil bir salata yememem gerektiğini mi söyleyeceksin?"

"evet" dedi hayvan, "bu konuda çok net bir tavrı olan pek çok sebze tanıyorum. zaten sonunda bir arapsaçına dönmüş bu konuyu kestirip atarak, gerçekten de yenilmek isteyen, bunu açık ve somut bir şekilde ifade edebilen hayvanların üretilmesine de işte bu yüzden karar verilmişti. ve işte karşınızdayım."

hafifte eğilerek selam vermeye başladı.

"ben bir bardak su alayım lütfen" dedi arthur.

"bak" dedi zaphod, "biz yemek yemek istiyor ve yemek konusunu sorun haline getirmek istemiyoruz. dört az pişmiş biftek lütfen ve acele olsun. beşyüzyetmişaltımilyar yıldır bir şey yemedik."

hayvan sendeleyerek ayakları üzerine doğruldu. sevimli bir homurtu çıkardı.

"çok akıllıca bir seçim olduğunu söyleyebilirim, efendim. çok iyi" dedi, "şimdi gidip kendimi hemen vurayım."

döndü ve arthur'a dostça göz kırptı.

"endişelenmeyin efendim" dedi, "çok insancıl davranacağım."

acelesiz adımlarla mutfağa doğru yöneldi.

bir kaç dakika sonra bir garson dumanları tüten dört büyük tabak biftekle çıkageldi. zaphod ve ford ikinci bir tereddüte gerek duymadan kurt gibi tabaklara saldırdı. trillian bir an durakladı, sonra omuzlarını silkti ve kendininkini yemeğe koyuldu.

arthur ise tabağına hafifçe midesi bulanarak baktı.

"hey, dünyalı," dedi zaphod, henüz ağzı dolu olmayan yüzünde hain bir sırıtışla, "seni yiyip bitiren şey nedir böyle?"

ve orkestra çalmaya devam ediyordu.

6 yorum:

bossa nova dedi ki...

uvv! güzel hediye. mmpfh:S

gerisi önemli değil... dedi ki...

bossa nova:

afiyet olsun bifteğin :)

İ.x.İ.r dedi ki...

İyi bayramlağğğğ:)

gerisi önemli değil... dedi ki...

i.xi.r.

size de iyi bayramlar :)

Jet dedi ki...

Hi you,have a nice day ^^! . Your blog is very nice .I really like it !



----------------------------------
Welcome to my website : http://9wallpapers.blogspot.com/ . This
is a website where have a lot of beautiful wallpapers .Especially ,
all free !!!!

gerisi önemli değil... dedi ki...

thanks...

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.