heyy!!! heyecanlı mısın?!

korkma, okudukça geçer!

1 Aralık 2009 Salı

ayrıntıladım -8-

gecenin karanlığında siyah arabanın sağ arka kapısı açılır ve geniş siyah şapkalı esas kadınımız ilk önce sağ ayağını yere değdirmek suretiyle arabadan iner. görünen ise siyah, topuklu ayakkabı ve file çoraplı bacaktır. bu sahne ilk hangi filmde kullanıldı, bilemem, ama bir sürü filmde istisnasız vardır. sahnenin yavaş çekimi harikadır. akabinde kadınımız güneş gözlerini çıkarır ve kapısını açan görevliye kibarca teşekkür eder.


enpas atmak her zaman mübahtır. oyuncu elinde bulunan as-kız, as-velet gibi kağıtlardan küçük olanını atar ve altındakilerin bu oyunu yemesini bekler. enpas atmayan veya kız gördüğü yere papaz atmayan oyuncu, oyun bilmiyordur.


mehteran takımı yeniçerililerin müzik grubu olup, düşman kalesi önündeki askerleri gaza getirici parçaları ile bilinirler. aslında ocak kaldırılınca bu grup dağılmış, ancak yoğun ısrarlara dayanamayarak para için tekrar biraraya gelmişlerdir.



çinliler çin seddini uzaydan görülsün diye yapmışlardır! (gerisi önemli değil)


çok düşünülen her şey kuşku yaratır. (nietzsche)


"andır görsün yüzünü!"
"andır ney anneanne?"
"senin gibiler işte..."



kırmızı şarabın bardağa dolduruluş sesi güzeldir. hatta; "su sesi, para sesi, kadın sesi, kırmızı şarap sesi."


çatal ve kaşık, elle yemek yemekten bıkan insanların icat etmek zorunda kaldıkları bir alettir.


barabbas, isa'ya tokat atan şahsiyettir. museviler onu serbest bıraktırıp, isa'yı çarmıha gerdirmişlerdir. isa'nın ölümünden sonra çok uzun yıllar hayatta kalmış bir kişidir. bir türlü ölmek bilmez ve hayatını köle olarak sürdürür. kireç ocaklarında mahkumken çıkan yangından kurtulmuş akabinde roma'ya gladyatör olarak gönderilmiştir. iyi bir eğitimden sonra yenilmez denen bir gladyatörü öldürmüş ve özgürlüğünü almıştır. isa'ya her zaman kuşku ile yaklaşmış ve kafayı yiyerek roma'yı en sonunda yakmıştır. suç hristiyanların üzerine kalınca hristiyan cemaatden dışlanmış ve aynı şehirde ölmüştür.


kilonuz ile ayakkabı numaranızı çarpın. çıkan sonucu boyunuza bölün. sizin penisinizin ortalama uzunluğu, çıkan sonuç kadar olmalıymış! (kadınlar da hesaplasın!)


şimdi gerçekleşmesi neredeyse imkansız, ama 1980 ihtilalinden sonra yabancı oyuncunun yasaklanması nedeniyle az kalsın galatasaray ve fenerbahçe ligden düşüyormuş. 1981'de fenerbahçe averajla ligde kalırken, ertesi sene galatasaray 1 puan farkla ligde kalmış.


müslüm gündüz elazığlı'dır ve fadime şahin adlı malatyalı hatunu kaldırdı diye malatya-elazığ ezeli rekabetinde ilinin bilmem kaç sıfır öne geçmesini sağlamış kişidir! elazığlılar malatyalılarla dalga geçmek için hala bu olaydan bahsederler!


şöyle bir söz vardır; "para senin allahın olsun, ama onu bana ver."


sigaranın ilk nefesi, kansere neden olan esas nefestir. çakmakla yakıldığı zaman çakmağın gazı veya benzini de akciğerlere çekilir. kanser olmak istemeyen kişilerin kibritle yakması tavsiye olunur.


hasan sabbah seksden daha fazla zevk almak için bir yöntem geliştirmiş. kadın tam boşalırken onun gırtlağını kesermiş. kadının ölürken kasılmalarıyla daha fazla zevk alınırmış.


bir erkeğin maymuna döndüğü anlardan birisi de kadının vermesini sağlamak için çırpındığı andır.


tavuk yemi yerseniz enerji patlaması yaşar ve düz duvara bile tırmanırsınız!


cüneyt arkın'ın bir tarihi filminde oğlunu hristiyanlar kaçırmış, onu türk ve müslüman düşmanı olarak yetiştirmişlerdi. evlat büyüyüp öz babasını öldürmek için kılıç çekince kolu taş olmuştu!


küreselleşme, sermayenin özgürce dolaşması, ancak insanların özgürce dolaşamamasıdır.


matilda: herkesi öldürüyor musun?

leon: kadınlar ve çocuklar hariç..


türkler tıp litaratürüne, behçet hastalığından başka bir hastalık daha armağan etmişlerdir. bu hastalığın adı "amca, size baba diyebilir miyim?"dir!


lavrenti pavlovic beria, stalin'in polis şefidir ve onu zehirleyen kişi olduğu düşünülüyor. kruschev ile girdiği iktidar mücadelesini kaybetmiş ve akabinde öldürülmüştür.


yosunlar(kara ve deniz) dünyadaki oksijenin %60 nı tek başlarına üretirler.


eski bir sevgilim, eski koca ile eski sevgilinin bir kadının en iyi arkadaşı olduğunu söylemişti. o zaman da demiştim. yemezler yavrum!!


fotoğraflara sarılamazsın. (gerisi önemli değil)


teori ile pratik arasındaki fark el alışkanlığıdır!(gerisi önemli değil)


- özür dile lan kızdan.
+onların dilini bilmiyorum ki ağbi.
-dile lan!!!
+özür dilerim bacım..
(gemide)


filmlerdeki kezban, ermeni anıtına bomba koymak için mit tarafından paris'e görevlendirilmiş ve görev arasında paris'te geçen bir film çekmiştir! (tarihlerin tutmadığının farkındayım!)


kadın: beni kıskandın mı, hmmmm?...
erkek: evet, kıskandım, hemde çok...
kadın: o zaman kıçımı yalamayı bırak ve sadece becer!!!
(femme fatale)


laleli'de bir azize filminde elemanlar kendilerini dövenleri meyhane meyhane dolaşarak aramaktadırlar. doktor elemanın birini görür ve çakırmadan dışarı çıkmak ister.


"abi kötü oldum. eve gidebilir miyim?" aziz, doktorun önüne bakar.

"ulan doktor, bu alemde senden başka otuzbir çeken pezevenk yok!"


pulp fiction'da marsellus wallace ruhunu şeytana satmıştır. o çok kutsal çantanın şifresinin 666 olmasının nedeni de budur. üstelik çantanın kapağını açtıklarında elemanların yüzlerine vuran ışık bu iddiayı güçlendiriyor. yani çantanın içindeki wallace'nın ruhudur. aynı zamanda siyahi, iri yarı mafyamızın ensesinde bulunan yara bandına bakılırsa ruhunun çıkış noktası görülebilir. buna mukabil isa boş durmamış ve sevimli polisi vasıtasıyla zenciyi düzdürmüştür.


bir kısım ezik yurdum erkeği, kızlara paranın pulun önemi olmadığı anlatılırken hep vehbi koç'tan bahsederler;


"bak vehbi koç'a. o kadar parası pulu vardı. ama patates kızartması bile yiyemiyordu!"


"çıt çıt çıt ye ye ye" reklamından nefret ediyorum.



insan yaratılırken çamurdu ve binlerce yıllık evrimine rağmen hala çamurdur. özü değişmemiştir. (gerisi önemli değil)

insan en pis canlıdır. çünkü kendi pisliğini bir süre içinde taşır. (gerisi önemli değil'in lise edebiyat hocası)


orjinal adı 37 uses for a dead sheep(ölmüş bir koyunu değerlendirmenin 37 yolu) olan belgesel harika. pamir kırgızların van'a kadar uzanan çok uzun ve güzel hikayeleri, komünistlerle ve doğayla mücadeleleri anlatılıyor. geçimini tamamen koyunlardan sağlayan ve orusları hiç sevmeyen bu topluluğu ilk önce atlas dergisi ülkeye tanıtmıştı. ayrıca yaşlı bir dedenin, kalmış olan tek dişini göstermemek için gösterdiği çaba çok güzeldi. "dünyaya ayıp olur" demesi ise kahkaha atmama neden olmuştu.


"o kadar açım ki bir atı bile yiyebilirim?"
"tony'ye bir at getirin..!"
(scarface)


susan kadın, konuşmak için fırsat kollayan kadındır.


jake la motta, 40'ların ve 50'lerin efsane haline gelmiş orta siklet boksörüdür. italyan asıllı amerikalıdır. sugar ray robinson'ın en büyük rakibidir. yumruk salladığı 106 maçın 30'u nakavt 83'ünü kazanmış, 19'unu kaybetmiş ve 4 maç berabere bitmiştir. sugar ray'i yenen ilk kişidir. ama akabinde ağzı burnu dağılmıştır. şampiyonluk kemerini 2 yıl boyunca takmış, ancak ezeli rakibi diyebileceğimiz sugar ray'le son maçında ağzı burnu, kafası dağılmış bir vaziyette boksu bırakmıştır. sonrasında komedyenlik bile yapmıştır. robert de niro, raging bull filmde bu boksörü oynar.


türbenin kendisi saçmalık olduğu gibi, oraya mum dikmek de saçmalıkdır. yangın tüpü ile gidip söndürünüz efendim. ben şahsen bir keresinde gecenin karanlığından faydalayıp bir kova su ile gitmiştim yatır efendi hazretlerinin mekanına. ama sonra insanların sığınacak, güvenecek başka umutları kalmadığı için oraya buraya mum diktiğini farkettim ve kendime çok kızdım. zaten yatır efendi hazretleri beni rüyamda kovadı. hemde kovayla kovaladı.


herkesin babası kendine, ama filmlerdeki "babam tanıdığım en cesur insandı" lafından nefret ediyorum. genelde o kişinin hayatını birisi kurtarır, ki bu genelde babasıdır. olaydan sonra oğlu tanıdığı en cesur insan olarak onu görür ve ekler: "keşke onun yerinde olsaydım. çünkü benim yerime öldü!" oğul artık babasının intikamı almak için her yola başvurur. bazen mafyayı yok etmeye karar verir, bazen babasını öldüren hayvanlara savaş açar. yaşayan tüm köpekbalıklarının, aslanların, karıncaların hatta kanguruların düşmanı bile olabilir!


bir keresinde uydu antenim çatıdan çalınmıştı. o sinirle uydu da almadım. bu durumun bana en büyük faydası ajdar anik ve caner-tülin'i keşfetmemek oldu. gerçi gazeteler rahat bırakmıyor, eninde sonunda tanıyorsun.


wolf creek biraz gerçek, bol bol hayal ürünü olan bir film. kızların hiçbir zaman cesetlerinin bulunamadığı filmin sonunda söyleniyordu. ama kızların başından geçenler ve ölüm anları gösteriliyor. esmer hatunun sonu ise gösterilmiyor. ölüp ölmediği belli değil. sadece beli işlemez hale geldi ve kaçmadı. kumral hatun ise kurşunlandı. katil olayı anlatmadığına göre senarist neresinden uydurmuş bu durumu anlamadım. filmi izlerken hafiften ürpertiyor insan. çok kanlı bir film değil. üstelik o maden ocağının yerinin bulunamaması çok saçma. herif bir tam gece yol alıyor ve otoban kenarına geliyor. bir tam gecelik mesafede her yer rahat rahat araştırılabilir ve yer bulunurdu. neyse işte avusturalya'ya giderseniz meteor çukurunu görmeye gitmeyin veya hadi gittiniz, gündüz gidin ve bisikletiniz olsun. o bile yoksa eğer, yaşlı ve kıllı bir herif size yardım teklifi ederse kabul etmeyin!


vikinglerde ilginç bir gelenek varmış. eğer bir adam, karısının namussuz olduğuna inanıyorsa onun kafasını bir çarka sokar ve örgülü saçlarını üç bir yana çivilermiş. ardından uzaktan balta atışı ile saçları vurmaya çalışırmış. saçları vurursa kadın masumdur. kadını vurursa kadın suçludur. hiçbir şeyi vuramazsa adam suçludur ve cezası verilir!

2 yorum:

ddarko dedi ki...

Sevişirken kadının boğazını sıkma hadisesi varmış bir de. Daha az nefes almasına sebep olunca, ciğerlerine çektiği oksijen oranı azalınca acayip bir şeyler oluyormuş sanırsam.

Cüneyt Arkın'ın o filminde anne hep söylerdi, "Babaya el kalkmaz. Kalkarsa taş olur" diye. Finale doğru gerçekleşen dövüş sahnesinde Cüneyt Arkın, dövüştüğü kişinin oğlu olduğunu anlıyordu da kılıcını bir kenara atıyordu. Çocuk da Cüneyt'in kellesini uçurmak için kılıcını indireceği zaman kolu taş oluyordu. Sonra çocukluğu aklına geliyordu da annesinin söylediklerini anımsıyordu ve öldürmeye çalıştığı kişinin babası olduğunu anlıyordu. Böylece ikisi birlikte el ele verip Bizans ordusunu dağıtıyorlardı.

Natali Portman'ın Leon'daki otel sahnesinde resepsiyondaki adamla konuşurken sergilediği jest ve mimikler ile Closer'da Clive Owen'le galeride cilveleşirken sergilediği jest ve mimikler neredeyse aynıdır. (Olduğu yerde hafifçe salınması, ağzını hafifçe aralaması, tek ayağının üzerinde yükselmesi, konuşurken kaşlarını kaldırıp yandan yandan umursamaz bakması falan filan)

Jake La Motta kıskançlık ve paranoyaklık konusunda level atlamış uyuz bir adamdır. Raging Bull'un finalinde yanılmıyorsam kısa bir rolü vardı, ayna karşısında. Ayrıca Raging Bull'un açılış jeneriği müthiştir. New York New York beklenen ilgiyi görmeyince ve hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından pek tutulmayınca Scorsese belgesel filmler çekmeye başlamıştır. De Niro sağlam bir dönüş yapması için Raging Bull'u çekmesi konusunda Scorsese'yi ikna etmiştir. Filmin dövüş sahnelerinde; yumrukların vücutta çıkardığı sesleri yaratabilmek için ses efektlerini hazırlarken ezik domateslerden faydalanmışlardır. Jake'in kıskançlık krizine girip, kardeşine "Karımla yattın mı?" sorusunu defalarca sorması ve yanıt alamaması sonucu ortaya çıkan kavgada De Niro, Joe Pesci'nin kaburgalarını gerçekten kırmıştır. Kurgucu Thelma Schoonmaker kazandığı üç Oscar'ın ilkini bu filmle kazanmıştır. Diğer ikisini de yine Scorsese'yle çalıştığı The Aviator ve The Departed ile almıştır.

gerisi önemli değil... dedi ki...

senin ayrıntıların daha güzel olmuş. hatta harbi ayrıntı senin yazdıkların...

Related Posts with Thumbnails

...

ilet:

ytravisbickle@hotmail.com

Sayfalar

telif falan istemiyorum, iyi eğlenceler... Blogger tarafından desteklenmektedir.